Examples of using Sado in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Hiç görmediği şekilde özgürlüğü için savaştı. Kralın kızı, Sado Khanın askerlerinin.
Grup seks, tecavüz sahneleri, sado mazoşism… İşkence gördükleri bir zindan varmış.
Tamasaburo gençlik arzularıyla tereddüt yaşıyorken Mizunomi Bataklığından Bunta, Sado çayırlarında dolanıp,… Futatsu-iwa Danzaburoyu arıyordu.
Prens Sadonun şu on yasadışı işi ne şekilde yaptığını unuttun mu?
Prens Sadonun kaydedilmiş kayıtları.
Nihayetinde, beklenen Büyükler ne Shikoku ne de Sadodan geldi.
Prens, Veliaht Prens Sadonun oğlu değil.
Ama Kral, tahtı Veliaht Prens Sadonun oğluna bıraktı.
Yılları arasında Kral Jeongjo tarafından Prens Sadonun onuruna inşa edilmiş olup aynı zamanda Kral Jeongjonun Sarayı Haenggungu da içermektedir.
Önemli derecede üzücü olan tek olay ise hükümdarlığında oğlu Veliaht Prens Sadonun zorunlu intiharıydı.
Askerleri eğitmek için, eski hünerin hâlâ kullanılmakta olduğu, Shikoku ve Sadodan'' Dönüşebilen Rakunlar'' ı davet etmeye karar verdiler.
Dr. Sado teşekkürler.
Sado büyük bir ada.
Anneniz Sado Adasına satıldı.
Sado büyük bir ada.
Sado büyük bir ada.
Sado, mazo, scat?
Dr. Sado, yaralıları toplayın.
Anneniz Sado Adasına satıldı bile.
Sekiz gün sonra Sado havasızlıktan öldü.