Examples of using Sebze in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Hayır, hayır, ben meyve ve sebze severim.
Sen de yarın sebze alırsın.
İki yumurta, bir dilim pizza ve biraz da sebze buğulama.
Sen de önüne koysalar dahi sebze yemiyorsun!
Seni keşfetmedim. Bir torba sebze gibi, alıp getirdim.
Hayır, hayır, ben meyve ve sebze severim.
Gerçekten kötü bir şey yapamadan yakalandın sebze kafa!
Kesinlikle daha fazla sebze lazım.
Her zaman aldığım normal kimçili sebze turşusundan yoktu.
Geçen gün dışarı çıkıp, sebze aldım.
Altında güzel pesto sos, üstünde taze sebze.
Pekala. -Ben sebze bulurum.
Kurutulmuş, ezilmiş, karışık sebze.
Kışın en büyük sebze pazarı nerede biliyor musun?
Sebze olsa bile,… elektronlar hala 15 numaranın kafasına üşüşürler.
Sebze zehirlenmesi mi?
Sebze sever miyim ben?
Yapma sebze mi?
Sebze felan işte, Bayan Ferguson. Bayılıyorum hepsine.
Öyleyse sebze ye, al.