Examples of using Sedyeye in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Koridorda yarışıyormuşçusuna sedyeye atladım ve onu hayata döndürdüm.
Onu şu sedyeye koy.
Benim hatam değil onun sedyeye sığamaması.
Babama ötenazi uygulayacağız ve o sedyeye bağlı durumda.
Onu revire taşımamız için sedyeye ihtiyacımız var.
Kusura bakmayın. Sedyeye ihtiyacımız vardı.
Tamam, onu sedyeye koyun.
Kusura bakmayın. Sedyeye ihtiyacımız vardı.
Doktor. Lütfen. Sedyeye ihtiyacım var.
Lütfen. Doktor. Sedyeye ihtiyacım var.
Hey, hemşire! Sedyeye ihtiyacımız var!
Sedyeye doğru yürüdüm ve dedim ki;
Sonra sizi sedyeye koyup oksijen verdiklerini gördüm.
Herrmann, sedyeye ihtiyacım var.
Sedyeye, lütfen.
Sedyeye almamıza yardım eder misiniz?
Sedyeye almadan hemen önce öldü.
Sedyeye de ihtiyacımız olacak tabii.
Boyunluğa ve sedyeye ihtiyacımız var.
Eşinizin sedyeye ihtiyacı olacak mı?