Examples of using Selde in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Fakat maalesef 2000 öncesine ait bütün doğum belgeleri selde tahrip olmuş.
Anne, Kunduzkentdeki insanlar hala selde hapsolmuş durumdalar.
Rachel Cash, New Orleanstaki selde kayboldu.
İstanbul valisi Muammer Gülere göre selde 20 kişi yaralandı.
Tingmunun selde boğulduğunu ve kız kardeşinin de… onu beklediğini biliyor musun peki?
Ya ateşte yanıyoruzdur, ya da selde boğuluyoruzdur. Ya da şunun midesine iniyoruzdur.
Eylül 2003 tarihinde aşırı yağışlar sonucu meydana gelen selde 30dan fazla kişini ölümüne neden oldu ve geçici olarak 300.000 kişi tahliye edildi.
Selde seni kurtarmaya çalışırken öldüm Robert kaybolmuştun ama artık seni buldum buralar hasta ama beraber burayı iyileştireceğiz.
Selde seni kurtarmaya çalışırken öldüm Robert buralar hasta
Kaderine doğru… selde sürüklenir, Gelgit gibidir bir erkeğin ilişkileri.
3 çocuk ve annesi selde evlerini kaybetti.
Gelgit gibidir bir erkeğin ilişkileri, selde sürüklenir, kaderine doğru.
Kum torbaları selde oldukça kullanışlıdır.
Bakın, hüviyetimi selde kaybettim de… nasıl olsa oraya girdiğinize göre,
Selle bir ilgin yok muydu?
Bu geçen hafta sele maruz kalan kafeterya mı?
Ateşe, sele ve düşmana karşı hizmet edeceğiz ona hastalıkta ve sağlıkta.
Ama selle beslenen çimen patlaması yeni olası avları buraya çekiyor.
Seli orta Avrupa tarihinin en büyük seliydi. .
Ne dediğimi biliyorum. Selle savaşmak için milletvekili seçildin.