Examples of using Semptom in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Grampsin komşusu iki saat önce semptom olmadığını teyit etti.
Seks yaptığınızı düşünüyoruz ama hafıza kaybı da semptom olabilir.
Hastanın dini aşırılıklarının semptom olabileceğini söylüyorsun.
Diğerleri?- Hâlâ semptom yok.
Ölüm bir netice, semptom değil.
Bu onun Miller Adli Semptom Değerlendirme testinin sonuçları.
Ya da bunun semptom olduğunu kabul ederiz, bu durumda akciğerlerindeki şey beyninde de var demektir.
Evet, otobüste gördüğüm semptom, aldıktan iki gün önce ortaya çıkan ender bir interferon alerjisi.
Semptom gösteren kişilerden aldığım verileri Şu an dört milyondan fazla kişiye bulaşmış olmalı. ve üstel yayılma hızını hesaba katarsam.
Semptom subjektif bir kavramdır, hasta tarafından gözlenir
Her hasta, her semptom, her ameliyat… ne kadar bildiğimizi göstermek için bir şans…
Dürüst olamam gerekirse daha fazla semptom olmamasına şaşırdım.- Evet.- Ne?
Ya da bunun semptom olduğunu kabul ederiz, bu durumda… akciğerlerindeki şey beyninde
Zihinlerde büyüyebilen bir semptom olduğu gibi Önyargı, en keskin
Öyleyse House ilk semptom konusunda yanıldı,… ama adamda bir kaç saat sonra alakasız yeni bir semptom mu gelişti?
Bu semptom genellikle solunumsal sinüs aritmisi kaybı- normal solunum ile görülen kalp hızında normal değişiklik- ile birlikte görülür.
bizi mümkün olan her türlü semptom ile bezdirdi, ama yine de doktorlar bile onda bir sorun bulamadılar.
Sence de büyük bir trafik kazasıyla aynı sırada gizemli semptom görme gücünün başlaması garip değil mi?
evine gönderirsin ya da fedakârlığı semptom olarak kabul edebilirsin.
bizi mümkün olan her türlü semptom ile bezdirdi,… ama yine de doktorlar bile onda bir sorun bulamadılar.