Examples of using Sinirlenip in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Arkana yaslanıp onun sürtüğü olabilirsin… ya da yeterince sinirlenip bu konuda bir şeyler yapabilirsin. Pes ettin.
Ama sonra sinirlenip ona sapık dedi.
Bir gün sinirlenip kafayı taktığım önemsiz bir şey yüzünden durduk yere sana bağıracağım.
Ve o da sinirlenip, polisi çağıracak.
Sürekli kışkırtıyorsun, ta ki insanlar sinirlenip sana bağırana kadar o zaman da mazlum rolü oynuyorsun.
Sinirlenip, çığlık atmaya başlayacağınızı düşünmüştüm… ve bağıracağınızı ve belki de beni kovacağınızı.
Birçok insan buraya geliyor ve birkaç ay veriyor, sonra sinirlenip, toplanıp, kuyruklarını bacaklarına kıstırıp eve dönüyorlar.
yaptığınızı biliyorum Annemle seks yaptınız ardından babamın tüm parasını çaldınız O da çok sinirlenip, annemi öldürdü Sonra da kendini.
Ama onun yerine sinirlenip duruyor. Ve herkesin annesinin ölümüne bir kaza demesine alınmadan edemiyor.
Ama o sinirlenip.
Bana sinirlenip durmayı bırak.
Sinirlenip kırıp dökmeye başlayacaklar.
Malum sinirlenip gitti, senin yüzünden.
Senin sürekli sinirlenip bağırmandan bıktım usandım artık.
Sen ona sinirlenip her şeye boş verebilirsin.
Bir adam sinirlenip, bir şey yaptığımı söyleyebilir.
Terslenen erkek arkadaşı sinirlenip hırsını kafası güzellerden çıkaracak.
Sinirlenip, öfkelenir ama kim sinirlenmez ki?
Öldü. Fahişeliği bırakmak isteyince babam sinirlenip onu öldürdü.
Çevrenizdeki insanlara sinirlenip böyle konuşmak sizi pişman eder.
