Examples of using Spora in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Haftada bir pazara… iki kez spora gidiyorlar.
Haftada bir pazara… iki kez spora gidiyorlar.
Haftada bir pazara… iki kez spora gidiyorlar.
Haftada bir pazara… iki kez spora gidiyorlar.
Beraber bilardo oynadığım ve spora gittiğim arkadaşlarım var.
Onlar pek spora uygun olmazdı, değil mi?
Yani, önlem almadan bu kıyafetle spora gidemezsin.
Yada spora yatirim yapmak müzige yapmaktan daha önemliymis gibi.
Seni spora özendirmeye ve Coline ayak uydurmanı sağlamaya çalışıp durdum.
Spora bir bakış.
Bu spora tutkundu.
Diyorum ki bu spora ilk başladığın zamanki çocuk ol.
Onun spora kendine has farklı bir yaklaşım getirdiğini ileri sürenler de var.
Onu spora yönlendirmeye çalışmıştım ama… asla kendini onlara vermedi.
Bu spora verilen önemden geliyor.
Erkek kardeşim spora ilgi duymaz.
Ben spora gidiyorum zaten.
Ben spora gidiyorum. Sonra belki geberene kadar alışveriş yaparım.
Evet spora o yüzden gidiyorum ya.
Şirketler spora milyonlar yatırıyorlar ve kazanan onların ürünlerinin reklamını yapıyor.