Examples of using Spordan in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Sabahın üçünde spordan arkadaşın mı arıyor?
Spordan nefret ederdin.
Tommyyi spordan evine kadar takip ediyordu.
Dünyada en çok para dönen beş spordan birisiydi.
Az önce spordan döndüm.
Tek yapacağımız burada oturup Chasenin spordan dönmesini beklemek.
Howards Malikânesinde belki de spordan başka hiç tartışmazdık.
Spordan nefret et spordan nefret et.
Spordan konuşmak ister misin?
Ve spordan.
Erkekler spordan hoşlanır.
Spordan, doğal felaketlere her türlü bahis oynatıyorum.
Onu spordan erken kopardığımı düşündüğünü biliyorum.
Spordan anlamadığım için babam halihazırda bana kızgın.
Sen spordan hoşlanmazsın, Theresa spordan hoşlanır.
Sanırım sizi spordan, 12:15teki dersten hatırlıyorum.
Spordan hoşlanmadığını sanıyordum.
Bu spordan aldığın zevki gösterir.
Dövüş spordan öte bir şey.
Spordan konuşup Güzel bir içki içerdim.