Examples of using Tabure in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Kapa çeneni yoksa boğazına tabure sokarım!
Tabure! Bir sandalye. Bak!
Ben ya da… tabure satan eleman?
Bununla eğlenmeyi keser misin? Tabure güvercini?
Tabure! eskisinden daha iyi, degil mi? bak!
İnsanların oturması için tabure.
Bana bir tabure ver.
Otelin barında iki tabure yanlarında oturuyordum.
Frank oraya oturur, biz de etrafına yarım daire şeklinde tabure dizeriz.
Tekrar! Rahibe Helen, tabure. Agatha!
Ben de atölye sınıfındaydım, kuş kafesi ve tabure yapıyordum.
Tekrar! Rahibe Helen, tabure. Agatha!
Tom barda Maryden üç tabure ötede oturuyordu.
Tekrar! Rahibe Helen, tabure. Agatha!
Tekrar! Rahibe Helen, tabure. Agatha!
Evde 16 sandalye ve 2 tabure var.
Bu çıkmak değil ki, Alan. Sadece lastik eldiven ve tabure merdiven.
Tabure uygundur umarım.
Tabure nedir peki?
Tabure dükkanından daha çok ihtiyaç var.