Examples of using Tabureyi in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Almanı öyle bir oturt ki… sırtı Arkadyye dönük olsun. Tabureyi al, tam buraya koy.
Almanı öyle bir oturt ki… sırtı Arkadyye dönük olsun. Tabureyi al, tam buraya koy.
Saat 7:00de, tabureyi tekmeleyecekler 07:03te hapishanenin avlusundan çıkacaksın içinde bir daktilo
Bu tabureden kalkmam sana 50 dolara patlar.
Kermit bir tabure çek de bir şeyler ye.
Bir keresinden kafasını tabure gibi kullanmak istediğini söylemiştin.
Kenar tabure benim!
Ya şu tabure canlanır ve oğlanı boğarsa.
Tabure gibi kullanın beni.
Dikkat etmezsen o tabure için senden para isteyecekler.
Çabuk olun! Tabure gibi kullanın beni!
Azizler yürüdüğünde… O tabure rezerve. Aynısından mı?
Şu taburenin üzerine çık, Jane.
Tabure gibi kullanın beni. Çabuk olun!
O tabure rezerve. Aynısından mı?
Ama çalışmak yerine o taburenin üstünde oturup ahlayıp, vahlıyorsun.
Rahibe Helen, tabure. Agatha!- Tekrar!
Aynısından mı? Azizler yürüdüğünde… O tabure rezerve?
Ringe atladı ve taburesini tekmeleyerek dışarı fırlattı.
Rahibe Helen, tabure. Agatha!- Tekrar!