TARAYAN in English translation

scans
taraması
tomografisi
bir tarama
tarama yap
searching
aramak
arayışı
bulmak
arar
araştırma
bir arama
araştırın
scours
tarayın
tara
bütün
didik didik
tüm
scoping out
combing
tarak
taramak
tarayın
tarakla
scanned
taraması
tomografisi
bir tarama
tarama yap
scanning
taraması
tomografisi
bir tarama
tarama yap
scan
taraması
tomografisi
bir tarama
tarama yap

Examples of using Tarayan in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Özel olarak dizayn edilmiş mülkü 360 derece tarayan sistemimiz var.
We got a custom designed system that covers 360 degrees of the premises.
Hipnotik hazırlığa ve beyin dalgalarımı tarayan federasyona.
The Federation shrinks scanned my brainwaves.
Benim için bizi tarayan önemli.
I care what's scanning us.
Efendim, alanı tarayan ekiplerimiz var.
Sir, I have teams sweeping the area.
Yakınlardaki tüm dijital altyapıyı zayıf noktasını bulmak amacıyla… tarayan bir tür teknoloji.
All nearby digital infrastructure for potential vulnerabilities. A piece of tech designed to scan.
Benim icin bizi tarayan onemli.
In what we're scanning.- I have little interest.
Tüm interneti tarayan, talihsizlikleri ve sonuçları olay günlüğüne kaydeden ana yapıyı tamamladık.
We built a mainframe that scans the entire Internet, logging every online disaster and its repercussions.
Avustralyadaki Ediacara Tepelerinde kayaları tarayan fosil avcıları da başka tuhaf şekiller keşfettiler.
Fossil hunters searching these rocks in the Ediacara Hills of Australia had also been discovering other strange shapes.
Google, gözdeki fotoğrafları retinopati belirtileri için tarayan bir bulut algoritmasını test ediyor.
Google is testing a cloud algorithm that scans photos of the eye for signs of retinopathy.
Bu parçalarla ilgili ne yapacağız?- Sahili tarayan adamlarımız var ama bu geçici bir tedbir.
We have already got people combing the shoreline, but that's only a stopgap measure.
Dünyanın ilk elektronik tarayan televizyon servisi 1935 yılı Berlinde başladı,
The world's first electronically scanned television service then started in Berlin in 1935,
Alfabeyi tarayan basit bir arayüz kullanıyor, her seferinde bir harf seçiyor.
It uses a very simple interface that scans through the alphabet, selects each letter one at a time.
Bizi tarayan Wraith dartının pilotu, istihbaratını kovan gemilerine yolladı buraya ışınlandı
So the pilot of the Wraith dart scanned us, transmitted his information to the hive ships, beamed down here,
Ocak- İstanbul Bakırköyde Picassonun daha önce çalınan Saçını Tarayan Çıplak Kadın isimli tablosu polis tarafından bulundu.
January- Bakırköy; Picasso's previously stolen"Naked Woman Scanning" the table named by the police found.
Şimdi, uçaklardan tarayan sensörler ile ve alana kurulan rastgele noktalar arasında,
Now, between the sensors that scan from planes and those you could install at random points in the area,
SETI, hani şu gökyüzünü zeki yaşam için tarayan adamların olduğu yer değil mi?
SETI, yeah, that's where the, um, those guys scan the skies looking for intelligent life?
Ya da daha kötüsü, kıçımı silen ve saçımı tarayan yaşlı şişman bir kadın.
Or worse, some fat old lady to wipe my ass and comb my hair.
Bulabildiği şekil değiştiren her robota Transformer etiketi yapıştırma peşindeydi. Bu yüzden Japon oyuncak piyasasını tarayan Hasbro.
So, Hasbro scoured the Japanese toy market, looking to slap a Transformer sticker on any transforming robot they could find.
Transformer etiketi yapıştırma peşindeydi. Bu yüzden Japon oyuncak piyasasını tarayan Hasbro.
robot they could find. So, Hasbro scoured the Japanese toy market.
Kuzenlerimden biri,… kendini Des Moineste tarayan birini tanıyor.
This cousin of mine, he knows a guy that was scanned by one of them at a convention in Des Moines.
Results: 58, Time: 0.0353

Top dictionary queries

Turkish - English