Examples of using Tarayan in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Özel olarak dizayn edilmiş mülkü 360 derece tarayan sistemimiz var.
Hipnotik hazırlığa ve beyin dalgalarımı tarayan federasyona.
Benim için bizi tarayan önemli.
Efendim, alanı tarayan ekiplerimiz var.
Yakınlardaki tüm dijital altyapıyı zayıf noktasını bulmak amacıyla… tarayan bir tür teknoloji.
Benim icin bizi tarayan onemli.
Tüm interneti tarayan, talihsizlikleri ve sonuçları olay günlüğüne kaydeden ana yapıyı tamamladık.
Avustralyadaki Ediacara Tepelerinde kayaları tarayan fosil avcıları da başka tuhaf şekiller keşfettiler.
Google, gözdeki fotoğrafları retinopati belirtileri için tarayan bir bulut algoritmasını test ediyor.
Bu parçalarla ilgili ne yapacağız?- Sahili tarayan adamlarımız var ama bu geçici bir tedbir.
Dünyanın ilk elektronik tarayan televizyon servisi 1935 yılı Berlinde başladı,
Alfabeyi tarayan basit bir arayüz kullanıyor, her seferinde bir harf seçiyor.
Bizi tarayan Wraith dartının pilotu, istihbaratını kovan gemilerine yolladı buraya ışınlandı
Ocak- İstanbul Bakırköyde Picassonun daha önce çalınan Saçını Tarayan Çıplak Kadın isimli tablosu polis tarafından bulundu.
Şimdi, uçaklardan tarayan sensörler ile ve alana kurulan rastgele noktalar arasında,
SETI, hani şu gökyüzünü zeki yaşam için tarayan adamların olduğu yer değil mi?
Ya da daha kötüsü, kıçımı silen ve saçımı tarayan yaşlı şişman bir kadın.
Bulabildiği şekil değiştiren her robota Transformer etiketi yapıştırma peşindeydi. Bu yüzden Japon oyuncak piyasasını tarayan Hasbro.
Transformer etiketi yapıştırma peşindeydi. Bu yüzden Japon oyuncak piyasasını tarayan Hasbro.
Kuzenlerimden biri,… kendini Des Moineste tarayan birini tanıyor.