Examples of using Televizyoncu in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Sonra televizyoncu adamı gördük.
Pekâlâ, Şarkı Söyleyip Dans Eden Televizyoncu Bey, vakit geçiyor.
Televizyoncu adama da?
Büyükbabamı ve televizyoncu adamı öldürdü. Bu ne pislik!
Televizyoncu kadın mı?
Sergey, şu televizyoncu.
Türk televizyoncu ve Radyo Televizyon Üst Kurulu başkanı.
Televizyoncu olmak için doğduğun besbelli.
Adam televizyoncu.
Pirry lakabıyla da tanınan televizyoncu ve gazeteci Guillermo Prieto La Rotta,
seyahat yazarı ve televizyoncu.
Her şeyi bildiğini sanan bir her şeyi bilen bir televizyoncu bayandır. televizyoncu bayandan daha kötü bir şey varsa, o da.
Yil sonra onu Londrada gordugumde,… ben yine sampiyondum,… o ise televizyoncu. Lastigi patlak bir bisikleti ciplak ayakla suruyordu.
Evde bir televizyonum var bu konuda iyiyim muhtemelen.
Plazma televizyonlar, müzik setleri ve ipadler?
Düz ekran televizyon ve telefonda video konferansı tutturduk.
Yaşamak için televizyon çalan bir gurup serseri hırsızla uğraşmıyorsun.
Çünkü, televizyonda olacağız, ve televizyon alacak kadar para kazanacağız.
Ve onun televizyonunu ben sabote etmedim, eğer sorduğunuz buysa.
Sizi televizyondan tanıyorum, değil mi?