Examples of using Toner in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Zeminin bir kısmında, kurumuş toner bulduk ve kurbanın kıyafetleriyle eşleşebilecek, kumaş iplikleri.
Deponun anahtarını getirdim. Michele toner lazım olursa Staplesa gidip alması gerekecek yani.
Benimle perşembe günü öğlen saatinde toner almaya gittiğin yerde buluş.
lazer yazıcılardır, bu pigment ya da toner ile, kâğıt, Fotoğraf Kağıdı, tuval, cam,
Bozuk makinenin tonerini değiştirirken gördük seni kamerada!
Foto labından Sülfür toneri, forensikten mineraller ve naftalin.
Evet, sepya toneri resimlere nostaljik bir hava veriyor.
Toneri ben değiştireceğim.
Toneri kendim değiştireceğim.
Toneri değiştiriyorum.
O tonerin dün değişmesi gerekiyordu.
Fotokopi makinasının tonerini değiştirmelerini istedim.
Her zaman tonere ihtiyaçları olmadığını söylerler.
Tonere ihtiyacım yok çünkü intihar edeceğim.
Andrew, fotokopi odasında toneri değiştiriyordu.- Mmm-hmm.
Andrew, fotokopi odasında toneri değiştiriyordu.- Mmm-hmm.
Daha fazla tonere ihtiyacımız var.
Ve tonere falan da ihtiyacı yoktu!
Foto labından Sülfür toneri, forensikten mineraller ve naftalin.
Toneri hiç değiştirmemiş olabilirim, tekrar salladım.