lot of
birçok
pek çok
çoğu
çok fazla
sürü
epey
çok sayıda
bolca
bayağı
bol bol ton of
bir ton
tonlarca
binlerce
sürüyle
bir sürü
bolca
yüzlerce
yığınla plenty of
bolca
bol bol
birçok
bol miktarda
bir sürü
pek çok
epey
çok fazla
var
fazlasıyla loads of
dolusu
dolu
tonlarca
yüklü miktarda
bir sürü a pile of
yığını
bir yığın
bir sürü
bir tomar
bir avuç
tonla
bir deste
bir ton
bir çuval a hunk of
iri bir parça
tonla a shitload of
bir sürü
çuval dolusu
bir ton
sürüyle
tonla
bolca
yığınla
bir dolu
fazla a bunch of
bir sürü
bir grup
birkaç
bir avuç
birçok
bir demet
bir yığın
bir deste
bir düzine
bazı tone
ses
tonu
sesi
ses tonuyla konuşma
konuşma
ses tonun
sinyalden
bırakın
tınıyı
senfonik tons of
bir ton
tonlarca
binlerce
sürüyle
bir sürü
bolca
yüzlerce
yığınla lots of
birçok
pek çok
çoğu
çok fazla
sürü
epey
çok sayıda
bolca
bayağı
bol bol load of
dolusu
dolu
tonlarca
yüklü miktarda
bir sürü
Hayır. Ama, tonla arkadaşım ve oyuncaklarım vardı. No. But I had lots of friends and toys. Aklıma geldi de yapacak tonla işim vardı. Sanırım hayır. I have a load of work to do. I guess not. Bize de senin hakkında tonla güzel şey söyledi. Well, she told us plenty of nice things about you, too. Yeni bir müşterim var Ne? ve bana tonla para teklif etti. What? and he's offered me loads of money. I have a new client. Kuzey Koreye açılmak isteyen tonla şirket var. Aynen öyle. Wow… There are tons of companies who want to enter North Korea. That's right.
Tonla para yapıp, sana getireceğim.I'm gonna make lots of money and bring them to you. Az önce sitede tonla arşiv görüntüsü buldum. I just found a load of archives on the site. daha sonra tonla zamanın olacak. you will have plenty of time later. Konser düzenleyelim. Tonla para toplayabiliriz. Throw a concert. That would raise a ton of money. Hayır. Ama, tonla arkadaşım ve oyuncaklarım vardı. But I had lots of friends and toys. No. Aklıma geldi de yapacak tonla işim vardı. I have a load of work to do. Biliyorum.- Kıyafetlerinizi de çıkarın. Yukarda tonla temiz kıyafet var. If you wanna take off your clothes too… we have plenty of clean ones upstairs. Alex müşterilerinden ve Lionfishten… tonla para çalmış. And from his own clients. Alex stole a ton of money from Lionfish. Tonla paraya mal olur ama benim endişem bu değil.It costs tons of money, but that's not my biggest worry. Tonla konyağa ihtiyacımız olacak.We're going to need lots of cognac. güzel bir eş, tonla mangır. beautiful wife, plenty of dough. Haneul Grubu sahiplerinin tonla parası vardır, değil mi? The people of Haneul Group probably have tons of money, right? Evet. Tonla Doğu Avrupalı da. Lots of East Europeans, too. Yeah.Unutma Walter; onun da senden nefret etmek için tonla sebebi var. Don't forget, Walter. He has plenty of reasons to hate you too. Bir konuşmadan tonla para kaldırırsın. You can make tons of dough for, like, one speech.
Display more examples
Results: 771 ,
Time: 0.0937