Examples of using Treadwell in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Bay Bunce ve Bay Treadwelle gelince, gelişmiş toplumları bile eylemlerini onaylamadılar.
Bayan Treadwelli kahvaltı yapmaya ikna etmeye çalışıyordum.- Günaydın.
Mason Treadwelle ne söyledin?
Treadwellin bunu benden çalmasına izin vermeyecek kadar çok uzun yol geldim.
Mason Treadwelle ulaştınız… hedonist* ve provokatör.
Onu gören en son insan Bayan Treadwellmiş.
Beni Mason Treadwelle sattın.
Burnu büyük Amerikalı cadı Bayan Treadwellin kaldığı kamarayı söyledim.
Bir keresinde Bayan Treadwelli mayoyla görmüştüm.
Bana nasıl olur da Mason Treadwellin seni bulup senden bir röportaj koparmaya çalıştığını söylemezsin?
Yoksa Mason Treadwellin bu gece hücresinde ölü bulunduğunu bilmiyor muydun?- İlgin olmayan bir işe karıştın sonucunu hiç düşünmedin?
batırmak için Kerry Treadwelle törende özel basın izni verdik.
Ama şimdi Treadwellin hikâyesi virüs gibi yayıldığına göre ortaya çıkan tek şüphe bu ailenin güvenilirliği üzerine oluyor.
Treadwell tedbirsizdi.
Mason Treadwell doğrulayabilir.
Bu yargıç Treadwell.
Bay Treadwell, lütfen.
Gerçeğe, Bayan Treadwell.
Genç değilsiniz Bayan Treadwell.
Günaydın, Bayan Treadwell.