Examples of using Trevora in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Trevora bir alkış, millet. Diğeri de piyano çalıyor.
Niye Trevora bakmıyorsun.
Trevora şöyleme, Babana söyleme.
Sende Trevora ait kişisel bir şey var mı?
Bunu Trevora, Dünyadaki ilk yılımızı göstermesi için verdim.
tüm izler de Trevora çıkar.
Karanlık, zamanın başlangıcından beri çirkin olan Trevora çok hizmet etmiştir, mesela.
Artık seni koruyamaz. Trevora gösterdiğin sadakat.
Seni koruyamaz. Trevora sadakatin artık.
Renata, yasal ve düzgün bir yarışta Trevora kaybediyor.
Hatta kuzenim Trevora yıllardır deli gibi aşıktım. Ve onun koca bir göbeği vardı.
Galiba yapay zeka bir şekilde Trevora girdi.
Renata, yasal ve düzgün bir yarışta Trevora kaybediyor. Bir hafta sonra çölün ortasında yasadışı bir yarışta rövanş yapıyorlar.
yaptığı şey zalimceydi ve seni kim temsil ederse aynı şeyi Trevora yapmak zorunda.
Ama bana bunları yaparken Harveyden nefret ettim sen Trevora yaparken de onlar da senden nefret edecek.
Dokuz ay önce Amerikaya tayin edildim. Trevora daimi bir bakıcı bulmamız lazım.
Jake Trevora söylemeyecek.
Trevora haber verdim.
Pepe Trevora ulaştınız.
Trevora ne gördüğünü sordum.