Examples of using Vaaz in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
O sadece vaaz okuyan kendini beğenmiş bir bastondu.
Ben kendi kendime bir vaaz verdim zaten.
Ne olursa olsun, burada şimdi vaaz vermemeni tavsiye ederim.
Ve her gün radyoda vaaz verirdi. Ona Radyo Molla diyorlardı.
Ben, böyle başlar vaaz olsaydı.
Bana vaaz vermeye başlama Elena.
Bu andan itibaren herkesin dünyanın vaaz etrafında döner.
Timothye dedimki: Yaşlı Seinfeld hakkında vaaz veremezsin.
Tanrının Sözünü küçük bir grup imanlıya vaaz ediyor.
Gecelerim de Raghoba ve vaaz dinlemekle geçiyor.
Günah ve dünyanın sonu hakkında vaaz vermeye başladı.
Kilisede tanıdığımız bir papaz var ama Clarence vaaz yazmayı seviyor.
Kilisede tanıdığımız bir papaz var ama Clarence vaaz yazmayı seviyor.
Her cuma camide vaaz verirdi.
Eskiden yemek veya vaaz için masada böyle otururduk.
Vaaz falan olmayacak.
Bu vaaz değildi.
Vaaz verirken sopalarla dövüp öldürmüşlerdi onu.
Vaaz için, Rahibi bekliyorum.
Yeterince vaaz dinledim.