Examples of using Vitrine in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Ama insanı hep böyle vitrine mi koyarlar?
Hye-ji, bunu benim için vitrine koyar mısın?
Ama insanı hep böyle vitrine mi koyarlar?
Bugün'' Yardımcı lazım tabelasını vitrine asarım.
Hava yağmurlu olacak dedikleri zaman, şemsiyeleri vitrine koyarız. Butikte kullanırız.
Özür dilerim, ama şu garip bitkiyi görmezden gelemedim. Vitrine garip bir bitki koyduk diye insanlar.
Doğal güzellikleri vitrine koyuyorsun, topografyayı vurguluyorsun zengin,
Doğal güzellikleri vitrine koyuyorsun, topografyayı vurguluyorsun… zengin, fakir, orta halli… herkes için, bir arada yaşayabilecekleri yerler yaratıyorsun.
Doğal güzellikleri vitrine koyuyorsun, topografyayı vurguluyorsun… zengin,
Yanisi orada bu işin en iyileri ile vitrine çıkma imkanımız olacak… ve AR adamlarıyla.
Golden and Golden Edge( HD)- Hollywood filmleri ve diğer filmler vitrine film servis.
Eğer moda için tavsiyeye ihtiyacın varsa, ki bence var yeni Burberry ürünlerinin Harrodsda vitrine çıktığını söyleyebilirim.
Sadece vitrine bakıyorum.
Alışveriş yapıyormuş gibi vitrine bak.
Parçalanmış vitrine ne diyeceksiniz?
Vitrine ne koyacağıma kimse karışmıyor.
Alex bu akşam vitrine çıkıyor.
Çok güzel bir tane koymuşlar vitrine.
Çok güzel bir tane koymuşlar vitrine.
Vitrine, eyalet şeklindeki silgilerin hemen yanına.