Examples of using Yulaf in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Hadi bakalım, Kurutulmuş erik, bir tarafı tek jumbo yulaf kepeği çörek.
Charlie tavuk ve yulaf Hadi.
Augustus, Yulaf Kafa, hadi! Biliyoruz.
Kurutulmuş erik, bir tarafı tek jumbo yulaf kepeği çörek. Hadi bakalım.
Ama bu yulaf.
Augustus, Yulaf Kafa, Yapmayın be! Biliyoruz.
Biliyoruz. Augustus, Yulaf Kafa, hadi!
Biliyoruz. Augustus, Yulaf Kafa, hadi!
Dur! Efendi, ne buğday kaldı ne de yulaf.
Augustus, Yulaf Kafa, hadi! Biliyoruz!
Beğenilenler: Ballı Üzüntü Demeti, Yulaf Tıpası ve Swastiko.
Augustus, Yulaf Kafa, Yapmayın be! Biliyoruz!
Ve hamur düşündüğümden fazla genişledi. Yüksek omegalı keten tohumuyla yulaf ekmeği pişiriyordum.
Krep, börek ya da yulaf.
Yulaf ve süt.
Sıcak yulaf bebeğin.
Bir çanta yulaf getiririm ve bilirsin.
Yulaf lapası onları mutlu ediyor.
Yulaf yemeğini ye.
Yulaf bu.