Examples of using Zile in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Zile basmak gerekiyormuş.
Bruno, sen de pompa ve zile.
Bruno, sende pompa ve zile. siz, gövdeye.
Teşekkür ederim benim zile sıkışan hava topum.
Bruno, sende pompa ve zile.
Bas. Zile bas.
Dört yıl bir binada oturdum ama zile adımı hiç yazmadılar.
Bas. Zile bas.
Eğer bir şey isterseniz zile basın yeter.
Bu doğru, zile basmıştın.
Benim için en üstteki zile basabilir misiniz?
Öyle seslenme. Zile bas.
İşiniz bitince, zile basın.
basma artık zile!
Zile basıp arkadaşlarımızı rahatsız etmek istemedik.
Zile bastıktan sonra zorla içeri girmeye çalışmış.
Tanımadığınız biri zile basarsa kapıyı açmayın.
Hayır, sen zile bastığında telefonda onunla konuşuyordum.
Zile basan sen miydin?
Zile dört defa basacagim.