HALLETMEYE - Almanca'ya çeviri

zu regeln
düzenlemek
halletmeye
çözmeye
düzenlenmesi
kuralları
schaffen
yaratmak
yapmak
kurmak
yapabilir mi
başarır
başarmak
yaratır
oluşturmak
yaratın
zu machen
yapmak
çekmeyi
kılmak
yapın
hale
yaratmak
sağlamak
işi
klären
çözmek
düzeltmek
halletmem
açıklığa kavuşturmak
netleştirmek
halledebiliriz
işi
erledigen
yapmak
var
bitirmek
öldürmek
halletmek
icabına

Halletmeye Turkce kullanımına örnekler ve bunların Almanca çevirileri

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Programming category close
  • Computer category close
işleri kendi yoluyla halletmeye çalıştı.
Er wollte es auf seine Weise regeln.
Bu olayı tekilayla halletmeye çalışmak.
Das mit Tequila regeln zu wollen ist.
Tamamdır. Burayı halletmeye çalışacağım.
Ich versuche, hier alles hinzukriegen.
beni uyumaktan alıkoyduğu şeklinde teorileri var… ve bunu halletmeye çalışıyorlar.
etwas im Haus mich nicht schlafen lässt… und sie versuchen, das hinzukriegen.
Yarına kadar bu işi halletmeye çalış.
Ja… Versuchen Sie, es bis morgen am Laufen zu haben.
Mı? Hayır, işleri farklı halletmeye çalışan Ollie 1.
Ollie 1. 0, der versucht, die Sache anders anzugehen.
Bunu olabildiğince çabuk halletmeye çalışacağım.
Ich versuche, das schnell zu klären.
Bunu vakarla halletmeye çalışıyorum.
Ich versuche, das mit Würde zu handhaben.
Şöyle güzelinden, sertçe bir geçirip tek hamlede halletmeye çalışacağım çünkü onu seviyorum.
Ich werde einen netten, harten Schlag machen, ich versuche, es mit einem zu machen, weil ich ihn mag.
her şeyi konuşarak halletmeye çalışır.
er versucht alles verbal zu lösen.
Önemli görüşmelerinizi perşembeye kadar halletmeye bakın.
Sehen Sie zu, dass Sie das Wichtigste bis Donnerstag erledigt haben.
iyi havalandırma halletmeye çalışıyorum.
eine gute Belüftung sorgen.
Sorunları kabul etmediğini, halletmeye çalıştığını söyledim.
Sie nimmt Probleme nicht hin, sondern versucht, sie zu lösen.
Yarına kadar bu işi halletmeye çalış.
Versuchen Sie, es bis morgen am Laufen zu haben.
Hayatımın açıklamasını senden dinlemek ne kadar zevkli olsa da… anladığıma göre bu sorunu halletmeye hiç niyetin yok.
Du scheinst das Problem nicht lösen zu wollen. So sehr ich es anerkenne, dass du mir mein Leben erklärst….
O yüzden şimdilik rotanızda kalın. Bu sorunu halletmeye çalışmaktansa herkesin uzayda kalması daha kolay olacak.
HaltetKurs… aaa… anstatt zu versuchen dieses Problem zu lösen, wird es für jeden einfacher sein im Weltall zu bleiben.
Sen hallet Jake.
Mach du weiter, Jake.
Benim evvela muhasebecisiyle halletmem gereken birkaç işim var, bu yüzden.
Ich muss vorher noch einiges mit seinem Buchhalter regeln, also.
Halletmek, çabuk ve sessiz.
Das Ganze rasch und leise klären.
Hallet şunu Roy!
Mach Schluss, Roy!
Sonuçlar: 47, Zaman: 0.0687

En çok sorulan sözlük sorguları

Turkce - Almanca