A CRAMP in Turkish translation

[ə kræmp]
[ə kræmp]
kramp
cramp
the krump

Examples of using A cramp in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Sorry. Just a cramp.
Sadece bir kramp. Afedersiniz.
Just a cramp. Sorry.
Sadece bir kramp. Afedersiniz.
You might feel a cramp now.
Şimdi bir kramp hissedebilirsin.
Never had a cramp like that.
Daha önce hiç böyle kramp girmemişti.
Okay. You might feel a cramp now.
Pekala. Şimdi bir kramp hissedebilirsiniz.
It's okay. It's just a cramp.
Bir şey değil, kramp girdi sadece.
I'm only standing like this because I have a cramp.
Böyle durmak zorundayım çünkü kramp girdi.
Catchin' a cramp. Yeah, but it works.
Evet, ama işe yarıyor. Kramp girmişmiş.
A cramp.- What's the matter?
Ne oldu?- Kramp girdi.
What's the matter?- A cramp.
Ne oldu?- Kramp girdi.
You're safe. Ow, a cramp!
Güvendesin. Ay, kramp girdi!
You had a cramp in your leg, prohibitin' you from makin a timely exit. The reason I
Engelleyecek şekilde bacağında kramp vardı. İkinci çocuğumun doğma sebebi ise;
I felt a pain in my stomach, in my abdomen like a cramp, but not the same.
karnımda ağrı hissettim. Kramp gibiydi, ama farklıydı.
You shouldn't swim for at least half an hour after eating, so maybe he will get a cramp and we can all hide.
Doğru dedin! Yemekten sonra en az yarım saat yüzmemelisin. Belki midesine kramp girer de bize de saklanmak için zaman kalır.
The reason I had my second one was because we were standing up, you had a cramp in your leg, prohibiting you from making a timely exit.
İkinci çocuğumun doğma sebebi ise; işi ayakta yapıyorduk ve doğru zamanda çıkmanı engelleyecek şekilde bacağında kramp vardı.
I have this pregnant patient who panics every time she gets a kick or a cramp because, really, she's terrified about being a mother.
Hamile bir hastam var. Her tekmede, her krampta panik oluyor. Çünkü aslında anne olmaya korkuyor.
I mean, every day stuck in a cramped, airless cage.
Yani her gün dar, havasız bir yerde sıkışıyor.
Come on. Have sex with your boyfriend in a cramped little tent.
Haydi. Küçük, dar bir çadırda erkek arkadaşınla seviş.
It was just a cramp.
Bu sadece bir krampdı.
It's just a cramp.
Sadece bir kramp.
Results: 1901, Time: 0.0336

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish