DAR in English translation

narrow
dar
ince
daralt
daraltın
daracık
tight
sıkı
dar
sıkışık
gergin
sımsıkı
iyi
daracık
sıktı
kısıtlı
small
küçük
ufak
az
küçücük
dar
ufacık
little
küçük
biraz
ufak
minik
az
azıcık
küçücük
kısa
snug
rahat
dar
sıcacık
sıkı
sıktı
sıcak
snog
skinny
sıska
zayıf
cılız
ince
dar
zayıflamış
çelimsiz
çiroz
cramped
kramp
sancıları mı
confined
hapsedin
götürünceye
sınırı
kapatın
sınırlayıp
hapse
strait
boğazı
dar
geçidimizin
sıkıntılı
constricted

Examples of using Dar in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Debin evi çok dar; buraya da millet girip çıkacak.
Deb's place is so cramped, and people are gonna be in and out of here.
Sürpriz. Şuradaki dar yolu görüyor musun?
See that little drive there? Surprise?
Biraz dar. Seven olsa verimli bir tasarım derdi.
As Seven would say,"Efficient design.- A little snug.
Neden ki? Bu kapı çok dar, ve karın çok?
And your wife is so very… This doorway is so very small, Why?
Suzy Liptonın o dar pantolonla nasıl kırıtarak yürüdüğüne baksana.
Look at Suzy Lipton strutting her bony ass in those skinny jeans.
Çok dar değil, ilginç şeyler yapmak için ama yeterli.
Not too constricted, but just enough to make things interesting.
Küçük, dar bodrum katı ha, Raymond?
Small, cramped basement apartment, Raymond?
Şu dar sokaktan girin, soldan ikinci.
Take that little street, second street on the left.
Bana şunu söyle Dar- bu kayıt dışı sadece sen ve ben.
Tell me this, Dar. Off the record, just you and me.
Kollarımın etrafında biraz dar görünüyor mu?
Does this look a little snug around my arms?
Gün, 7 gece mi? Hayal gücün çok dar prenses?
You're thinking way too small, princess. Seven days?
Şu dar dolaba.
In the skinny closet.
Küçük, dar zemin apartman dairesi, Raymond?
Small, cramped basement apartment, Raymond?
Damarları çok dar oluyor, bu yüzden de genişleme kemiklerin içinde oluyor.
Their veins are too constricted, so the expansion occurs in their bones.
Bu dar sokaklarda bulunmuyor.
Not on these little streets.
Bu çok dar.
This fits very snug.
Biraz bile komik değil bu, Dar. Merhaba Elian.
This isn't even remotely funny, Dar. Hello, Elian.
Dar pantolon için çok yaşlı değil misin?
Aren't you a little too old for skinny jeans?
Çok dar değil ama yeterince ilginç.
Not too constricted, but just enough to make things interesting.
Haydi. Küçük, dar bir çadırda erkek arkadaşınla seviş.
Come on. Have sex with your boyfriend in a cramped little tent.
Results: 2137, Time: 0.0426

Top dictionary queries

Turkish - English