A FACULTY in Turkish translation

[ə 'fæklti]
[ə 'fæklti]
fakülte
faculty
college
school
öğretmenler
teacher
schoolteacher
tutor
instructor
öğretim üyeleriniz
fakültede
faculty
college
school
bir öğretim
teaching
of learning

Examples of using A faculty in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Say, a faculty account.
Okul hesabı diyelim.
Wouldn't school be wonderful if we had a faculty like this?
Böyle bir yeteneğimiz olsaydı okul harika olmaz mıydı?
We have got a faculty meeting tonight.
Bu akşam bir kurul toplantımız var.
Listen, I have to get back to a faculty thing.
Dinle, bir fakülte işi için dönmem gerekiyor.
I'm speaking as a faculty member.
Bir fakülte üyesi olarak konuşuyorum.
Some of us non-Hollywood types have a faculty meeting in the morning.
Hollywooddan olmayan tiplerin yarın sabah üniversitede toplantısı var.
Germain obtained the lecture notes and began sending her work to Joseph Louis Lagrange, a faculty member.
Germain ders notlarını edindi ve yaptıklarını fakülte üyesi olan Joseph Louis Lagrangea göndermeye başladı.
Law professor Goran Kocevski, a faculty member at the University of Skopje,
Üsküp Üniversitesi fakülte üyesi, hukuk profesörü Goran Kocevski,
Shortly before the shooting began, a faculty member found the note and took it to
Saldırı başlamadan birkaç dakika önce bir öğretim üyesi notu buldu
As a faculty member of Princeton University, he invented a device called the particle storage ring for high-energy physics experiments.
Princeton Üniversitesindeki fakülte üyelerinden biri olarak yüksek enerji fiziği deneyleri için tanecik depolama halkası adı verilmiş olan bir cihaz icat etmiştir.
He suddenly disappeared, uh, but I will allow some boorish behaviour at a faculty mixer.
Gerçi şimdi ortadan kayboldu, uh, ama fakülte toplantısında biraz kaba davranışa izin veriyorum.
After completing his Ph.D. in 1979, he briefly went to Columbia University before taking a faculty position at Stanford University in 1980.
Yılında doktorasını tamamladıktan sonra 1980 yılında Stanford Üniversitesinde bir öğretim üyeliği pozisyonu almadan önce kısa süreli olarak Columbia Üniversitesine gitti.
Look, I got a faculty meeting right now…
Bakk, şu an bir fakülte görüşmem var,
She was the first woman to serve as a faculty member in the College of Engineering and Technology at Tennessee State University, then an emereti Professor.
Daha sonra akademik kariyerinde Tennessee Devlet Üniversitesi Mühendislik ve Teknoloji Fakültesinde öğretim üyesi olarak görev yapan ilk kadın akademisyen olan Yvonne Clark daha sonra profesörlüğe terfi etmiştir.
And I have seen him wipe ranch dressing from her chin at a faculty function. He's handsome,
Adam yakışıklı, yaşı karım için daha uygun ve bir fakülte… töreninde,
I explained that you made amends, But yale considers hazing a faculty member a very serious offense.
Onlara kendini telafi ettiğini söyledim ama bir fakülte üyesi ile uğraşmayı çok ciddi bir suç sayıyor.
Associate Professor Dr. Candan Badem, a faculty member at the History Department of Tunceli University's Literature Faculty, was also dismissed in the decree issued today.
Tunceli Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Candan Badem de bugün yayınlanan KHK ile görevden atıldı.
she said,"Our tagline is:'We're falling apart and it feels fantastic.'" You can only imagine what it's like for me in a faculty meeting.
Dağılıyoruz ve bu fantastik bir his.'' Fakülte toplantısı benim için nasıl birşey, tahmin edersiniz.
And I as a faculty member have written several books.
Ve ben de bir öğretim üyesi olarak, çeşitli kitaplar yazdım.
Educational institution Explanatory note: Academic board of a faculty at a public higher education institution.
Eðitim Kurumu Açýklayýcý Not: Bir kamu yüksek öðrenim kurumundaki fakültenin akademik kurulu.
Results: 53, Time: 0.0473

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish