A FLYING in Turkish translation

[ə 'flaiiŋ]
[ə 'flaiiŋ]
uçan
flying
flyin
floaty
uçuyor
flying
uçmadığımızı
fly
flight
high
blowing
flyin
to soar
uçabilen
flying
flyable
uçağa
plane
aircraft
flight
airline
aeroplane
drone
aviation
jet

Examples of using A flying in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
A witch? I'm talking a flying, spell- casting, making- shit- disappear witch?
Uçan, büyü yapan, bok püsürü yok eden bir cadıdan bahsediyorum.- Cadıyı mı?
That's what I meant to say. He figures that once he has the contract, you can take a flying.
Kontratı bir kez aldığında uçağa binebileceğini… Söylemek istediğim şey buydu.
To truly experience an alien life form on this planet, you should lock yourself inside a room with a flying, echolocating bat in complete darkness.
Bu gezegende yaratıkların yaşam formlarını gerçek anlamıyla deneyimlemek için tamamen karanlık içinde uçan ve yankıyla yol bulan bir yarasa ile kendinizi bir odaya kitlemeniz gerekir.
OK, ladies. I'm gonna start with a Greg Louganis triple Salchow and tuck into a flying Mary Lou Retton half.
Evet, bayanlar, Greg Louginasın üçlü stili ile başlayacağım ve sonrada uçan Mary Lou Retton stili.
It sort of like a Fly Girl power spin.
Biraz Uçan Kız dönüşüne benziyor.
Come on, Peg, you're not leaving till you catch a fly ball.
Uçan topu yakalamadan bir yere gitmek yok.
Do you know what the odds of catching a fly ball are?
Uçan bir topu yakalamanın olasılığını biliyor musun?
A fly girl like me needs security?
Uçan kızın güvene ihtiyacı var?
Felt like a fly flitting around back there.
Böyle… Hannibal kafatasıma arkadan bakıyormuş da… oradan oraya uçan bir sinekmiş gibi.
A fly. Three to be exact.
Karasinek, tam olarak üç tane.
It's also, like, a little bit like a fly fishing lure.
Aynı zamanda sinekle balık tutmak gibi biraz.
Makhija stands for shooing a fly away!
Makhija… sinekleri kovmayı simgeler!
Didn't you ever wonder why it was so hard to swat a fly?
Sinekleri neden vuramadığımızı hiç merak etmedin mi?
A fly must put,
Sanırım bir sineğin bir yılda,
I can shoot the wings off the back of a fly!
Bir sineğin kanatlarını vurabiliyorum!
You have been letting a fly grow in your neck for the last month?
Bir sineğin geçen aydan beri boynunda büyümesine izin mi veriyorsun?
I don't have the willpower of a fly.
Bir sineğin iradesi yok bende.
Don't bother others like a fly And, what did you say?
Ikiside degil başkası gibi uçuyorsun ve, sen ne konuşuyorsun?
A fly gives you life?
Bir sinek de mi?
The swish of a curtain, a fly banging against the window.
Perdenin hışırtısı bir sineğin pencereye çarpması.
Results: 45, Time: 0.0614

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish