AIRPLANE in Turkish translation

['eəplein]
['eəplein]
uçak
plane
aircraft
flight
airline
aeroplane
drone
aviation
jet
uçağı
plane
aircraft
flight
airline
aeroplane
drone
aviation
jet
uçağa
plane
aircraft
flight
airline
aeroplane
drone
aviation
jet
uçağın
plane
aircraft
flight
airline
aeroplane
drone
aviation
jet

Examples of using Airplane in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Please accept this gift for your guests from the airplane.
Lütfen bunu uçaktaki misafirlerinize hediyemiz olarak kabul edin.
If you want my help, you pay for me and the airplane.
Yardımı mı istiyorsan, uçağımı kiralayıp paramı verirsin.
Where is your airplane?
Uçağınız nerede?
The airplane from Russia?
Rusyadan uçakla mı?
We have an airplane. I'm gonna sign up for flying lessons.
Bir uçağımız var ve ben uçuş derslerine kaydolacağım.
Did you see my airplane?
Uçağımı gördünüz mü?
I went to Kyushu by airplane.
Kyushuya uçakla gittim.
We could buy our own airplane.
Kendi uçağımızı satın alabiliriz.
Ghibli" is just a random name I got from an airplane.
Ghibli'' bir uçaktan aldığım rastgele bir isim.
I presume you're here about the airplane cargo.
Sanırım buraya uçaktaki kargo için geldiniz.
Airplane mirrors aren't accurate,?
Uçakların aynaları gerçeği yansıtmıyor, değil mi?
Let's take another ride on an airplane, shall we, General?
Haydi uçakla bir tur daha atalım olur mu General?
Or maybe it's a refrigerator that fell off an airplane.
Yada uçaktan düşmüş bir… buzdolabı olabilir.
Airplane food can cause gas.
Uçaktaki yemekler gaz yapar.
Gentlemen, we will take no weapons with us when we step off this airplane.
Beyler, bu uçaktan inerken yanımızda hiç silah olmayacak.
He's taking me to see his airplane.
Beni uçağını görmeye götürüyor.
You're confusing my car with an airplane, but.
Arabamı Bir uçakla karıştırıyorsun, ama.
If only we had an airplane.
Bir uçağımız olsa bile.
Seen from an airplane, the island looks like a big spider.
Uçaktan bakıldığında, ada büyük bir örümcek gibi görünüyor.
I saw an American once, who had jumped from his burning airplane.
Bir defasında yanan uçağından atlayan bir Amerikalı görmüştüm. Ayakkabıcı da vurdu onu.
Results: 1295, Time: 0.0896

Top dictionary queries

English - Turkish