ALWAYS WORKING in Turkish translation

['ɔːlweiz 'w3ːkiŋ]
['ɔːlweiz 'w3ːkiŋ]
sürekli çalışıyorsun
you're always working
you work all the time
daima çalışıyor
always working
works steadily
her zaman çalışıyorum
always working
hep çalışmak
all work
sürekli çalışırdı

Examples of using Always working in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Master Gervase, always working, eh?
Efendi Gervase, hep çalışır mısın?
Always working, am I right?
Hep çalışıyor, haksız mıyım?
Always working. always on his computer.
Sürekli çalışıyordu. Sürekli o bilgisayarının başındaydı.
Always working the angles.
Her zaman bir işler çeviririz.
Always working. always on his computer.
Hep bilgisayarının başında. Sürekli çalışırdı.
I'm always work… Always working. Working!.
Ben her zaman çalışıyorum… Her zaman çalışıyor. Çalışma!
Always working.
Hep çalışıyordum.
That bitch, always working.
Her zaman çalışıyor. Bunu ona sor.
My husband always working, but every day he's sitting at the table with his family.
Kocam daima çalışır ama her zaman ailesiyle masada oturur.
A lot. I'm always working.
Hem de çok, hep çalışıyorum.
Busy Beaver, always working.
Arı Beaver, hep çalışıyorsun.
You are always working on something.
Siz öyle yapmıyorsunuz, siz, hep, hep çalışıyorsunuz.
Always working, always working.
Hep mesai, hep mesai olmaz.
His mother was limited, always working.
Annesinin kapasitesi belli, hep çalışıyor!
Yeah, always working.
Evet, sürekli çalışıyorum.
Always on his computer. Always working.
Sürekli o bilgisayarının başındaydı. Sürekli çalışıyordu.
You care more about your stupid elk than me, and Mom"s always working.
Aptal elklerle benden fazla ilgileniyorsun, annem de sürekli çalışıyor.
Always working, never saw the kids, so the wife and I, we get into a fight about how much they need me.
Sürekli çalışıyorum, çocuklarımı göremiyordum karımla bana ne kadar ihtiyaçları olduğunu tartıştık.
Every holiday, Easter, Christmas… Always working. You only get Good Friday off.
Hep çalışıyorsun. Bayramlarda bile… Paskalya, Noel… Sadece Paskalya cumasında tatilsin.
The one that's supposed to be our"no more hustling, always working" Golden Ticket.
Hani bizim'' Bundan sonra uğraş yok, hep çalışacak'' altın biletimiz.
Results: 60, Time: 0.0562

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish