AN INFINITY in Turkish translation

[æn in'finiti]
[æn in'finiti]
sonsuzluk
infinite
eternal
endless
forever
everlasting
infinity
eternity
unlimited
ultimate
boundless
sonsuz
infinite
eternal
endless
forever
everlasting
infinity
eternity
unlimited
ultimate
boundless
bir infinity

Examples of using An infinity in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I wonder what use I have for you. However, now that I know it contains an Infinity Stone?
Ama Sonsuzluk Taşının içerdiği kudretini… neden senin için kullanayım ki?
Even if there is an infinity of worlds, you have conquered far more than one.
Sonsuz sayıda dünya var mı bilmem ama… sen birden fazlasını fethettin bile.
I wonder what use I have for you. However, now that I know it contains an Infinity Stone.
Ama artık içinde Sonsuzluk Taşı olduğunu biliyorum… ve senin ne işine yaradığımı merak ediyorum.
He says Ronan's in possession of something called an Infinity Stone and he's headed toward Xandar.
Ronanın Sonsuzluk Taşı diye bir şeye sahip olduğunu ve… Xandara doğru yol aldığını söylüyor.
He says Ronan's in possession of something called an Infinity Stone and he's headed toward Xandar.
Söylediğine göre Ronanın elinde sonsuzluk taşı var ve Xandara doğru geliyor.
Well, if that's what it takes to get you to say yes To 1,000-Thread-Count sheets and an infinity pool.
Şey, eğer 1000 iplikli örtülere ve sonsuz havuza evet demeni sağlayacak olan şey buysa.
Who held an Infinity Stone in his hand without dying, I knew you must be the son of the woman I loved. And when I heard of a man from Earth.
Dünyalı birinin… Sonsuzluk Taşını ölmeden elinde tuttuğunu duyduğumda… onun sevdiğim kadının oğlu olduğunu anlamıştım.
Your masterpiece has an infinity of Keanes, which makes it an infinity of kitsch.
Başyapıtınızda'' sonsuz Keaneler vardı. Bu da onu, sonsuz bir zevksizlik örneği yapmış.
That means we're gonna get, like, an infinity pool or a helicopter
Yani şimdi sonsuzluk havuzu gibi bir şey alacağız ya
He says Ronan's in possession of something called an Infinity Stone and he's headed toward Xandar.
Ve hedefinin Xandar olduğunu söylüyor. Ronanın elinde Sonsuzluk Taşı denen bir şey olduğunu.
now that I know it contains an Infinity Stone.
Ancak… bunun içindekinin sonsuzluk taşı olduğunu öğrendiğime göre.
And when I heard of a man from Earth… who held an Infinity Stone in his hand without dying… I knew you must be the son of the woman I loved.
Ölmeden elinde bir Sonsuzluk Taşı tutan Dünyadan bir adamı duyduğumda senin sevdiğim kadının oğlu olman gerektiğini biliyordum.
With an ocean-front view and an infinity pool, you won't even need to leave your hotel to be in paradise.
Bir sonsuzluk havuzu ve beraberinde okyanusun önden görünüşü cennetin içinde bulunurken hotelden ayrılmanız gerekmeyecek.
Not everybody has an infinity pool, goes to private school and drives a Range Rover.
Herkesin sınırsız havuzu yok. Herkes, özel okula gidip Range Rover kullanmıyor.
I wonder what use I have for you. However, now that I know it contains an Infinity Stone.
Ancak şimdi bir Sonsuzluk Taşı içerdiğini biliyorum ve… sana ne yararım olduğunu merak ediyorum.
Saw an Infinity Ward mail in the trash and that means you
Infinity Warddan bir e-posta geldiğini gördüm.
Who held an Infinity Stone in his hand without dying, I knew you must be the son of the woman I loved. And when I heard of a man from Earth.
Ölmeden elinde bir Sonsuzluk Taşı tutan… Dünyadan bir adamı duyduğumda… senin sevdiğim kadının oğlu olman gerektiğini biliyordum.
Indeed, invoking an infinity of unseen universes to explain the unusual features of the one we do see is just as ad hoc as invoking an unseen Creator.
Nitekim, biz görüyoruz birinin sıradışı özelliklerini açıklamak için görünmeyen evrenlerin bir sonsuzluk çağırarak gibi ad hoc görünmeyen Creator çağırarak gibi.
now that I know it contains an Infinity Stone.
artık içinde bir sonsuzluk taşı olduğunu bildiğime göre.
not just when you get two and a half million events, but an infinity of possibilities.
meydana gelen bir şeyin olasılığını sadece iki buçuk milyon olay içinde değil, ama sonsuz olasılıklarda da hesaplayabiliriz.
Results: 68, Time: 0.0387

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish