ANGRILY in Turkish translation

['æŋgrəli]
['æŋgrəli]
kızgınlıkla
angrily
in anger
angry
in exasperation
öfkeyle
anger
rage
fury
temper
wrath
outrage
angry
kızgın bir şekilde
sinirli bir şekilde

Examples of using Angrily in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Look angrily at the bass player.
Bass gitarcıya, öfkeli bir şekilde bakın.
Yes. Very angrily.
Çok sinirli. Evet.
Very angrily. Yes.
Çok sinirli. Evet.
He's looking at us angrily.
Kızgınca bize bakıyor.
They keep silent so angrily as if they were screaming loudly.
Sessiz sinirli halleri yüksek sesle bağırmak gibidir.
Did he land angrily?
Öfkeyle mi iniş yapmış?
Serbia reacts angrily.
Sırbistan kızgın tepki verdi.
Very angrily.
Çok sinirli.
But the princess however… has rejected the proposal angrily.
Ancak prenses teklife sinirlenip öfkeyle reddetti.
Fine. But, I'm doing it angrily.
Tamam ama bunu çok öfkeli bir şekilde yaparım.
He looked at you really angrily.
Sana gerçekten öfkeyle baktı.
Yes. Very angrily.
Evet. Çok sinirli.
But I'm doing it angrily.
Tamam ama bunu çok öfkeli bir şekilde yaparım.
I don't know, you, you're angrily packing… like the girl in a movie who is angrily packing… because she's leaving the guy.
Bilmiyorum, sen… Eşyalarını öfkeyle topluyorsun. Sanki adamı terk ettiği için eşyalarını öfkeyle toplayan filmdeki kız gibisin.
Manet angrily sliced it in half… removing the fallen hero from his arena… removing the fallen hero from his arena… and accidentally creating one of his most enduring works.
Manet kızgın bir şekilde onu ikiye ayırdı aynı zamanda yerdeki kahramanı da arenadan kaldırmıştı ve kazara en kalıcı eserini ortaya çıkarmıştı.
I am angrily whispering because my phone still isn't charged,
Öfkeyle fısıldıyorum. Çünkü telefonum hala şarj olmadı
No!" the girlfriend said angrily,"I want your mother's heart!
Hayır!'' Kız arkadaş kızgınlıkla,'' Annenin kalbini istiyorum!'' dedi!
The waves generously rise and dash angrily, taking sides with all water-fowl,
Iptal dalgalar cömertçe yükselişi ve tüm su kuşu yanında yer alarak, öfkeyle çizgi ve sporcular,
a home with Elka, and we spend our final days blinking angrily at each other?
bir eve düşüp son günlerimizi kızgın bir şekilde birbirimize göz kırparak geçirirsek?
And then he saw me and he calmed down immediately. He looked at you really angrily.
Sana gerçekten öfkeyle baktı, ve sonra beni gördü ve hemen sakinleşti.
Results: 96, Time: 0.0576

Top dictionary queries

English - Turkish