SINIRLI in English translation

angry
kızgın
sinirli
öfke
asabi
kızdı
sinirlendi
kızar
nervous
gergin
sinir
tedirgin
asabi
ürkek
heyecanlı
endişeli
endişelendiriyor
geriliyorum
heyecanlandım
upset
üzgün
kızgın
sinirli
altüst
mutsuz
kırgın
sıkkın
tedirgin
üzüldü
üzdü
mad
kızgın
deli
çılgın
sinirli
kuduz
delice
kaçık
kızdı
delirmiş
öfkeli
uptight
gergin
sinirli
tutucu
telaşlı
heyecanlı
kasıntı
edgy
sinirli
gergin
huzursuz
heyecanlı
keskin
temper
öfke
sinir
huyunu
mizaç
huyu
asabiyet
asabi
itidalini
irritable
asabi
sinirli
alıngan
hırçın
huzursuz
hassas
furious
kızgın
sinirli
öfkeli
kızmış
sinirlendi
öfkelendi
sinir ediyor
köpürmüş
küplere
jumpy
gergin
ürkek
sinirli
tedirgin
diken üstündeyim
hot-tempered

Examples of using Sinirli in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Bildiğin gibi, Bay Carrington soygun hakkında oldukça sinirli.
About this robbery. As you know, Mr. Carrington's very upset.
Hep sinirli olduğumu söylerdin.
You always said I had a temper.
Ama neden bu kadar sinirli, Çok fazla değil Seni daha önce rahatsız etti.
But why so edgy, hasn't ever much bothered you before.
Birisi sorarsa, sinirli bağırsak sendromunuz var. Burada.
If anyone asks, you have irritable bowel syndrome. Here.
Çok daha sinirli olacaksın, daha yalnız.
You will feel more frustrated, more alone… less feminine.
Olivera sinirli değilim, kendime sinirliyim..
I'm not mad at Oliver, I'm mad at myself.
Senide eğlendirecekti. Çünkü onlar senin sinirli olduğunu düşünüyorlardı.
When I make fun of you, because they think you're uptight.
Onların yanından ayrılmış olsa bile onu arayacaklardır.- Sinirli.
Even if she left them, they're gonna be looking.- Pissed.
Bana hâlâ çok sinirli olduğuna inanamıyorum.
I can't believe he's still so upset at me.
Sen çok sinirli bir adamsın.
You're a very furious man.
Sinirli değilim. -Hayır.
No. I'm not edgy.
Kızgın değil, sinirli değil. Benim, Kate.
Not mad, no temper. It's me, Kate.
Sinirli. Sadece yorgun.
He's just tired. Irritable.
Çok sinirli, büyük ihtimalle de gemisi bizimki gibi arızalandığı içindir.
She is frustrated, probably because her ship is as crippled as ours.
Benim ne kadar sert ve sinirli olduğumu hatırlıyorsun?
You remember how stiff and uptight I used to be?
Anneannem Gloriayla dedem Al geleceği zaman… niye bu kadar sinirli oluyorsun baba?
Dad, why do you get so mad when grandma Gloria?
Bak, eğer oradaysan, sinirli olduğunu biliyorum.
Look, if you're in there, I know you're pissed.
Sinirli değilim.
I'm not jumpy.
Nasıl sinirli?
How furious?
Sinirli görünüyorsun. İyi bir gösteri, Sir Henry!
Good show, Sir Henry. You seem edgy.
Results: 2347, Time: 0.0494

Top dictionary queries

Turkish - English