ANKLET in Turkish translation

['æŋklit]
['æŋklit]
halhal
anklet
bangles
bilekliği
bracelet
wristband
anklet
wrist
bileziği
bracelet
bangles
jewelery
bileklik
bracelet
wristband
anklet
wrist
bilekliğini
bracelet
wristband
anklet
wrist
halhala
anklet
bangles
halhalı
anklet
bangles
halhalın
anklet
bangles

Examples of using Anklet in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
The only way he gets his ransom is to give us Savannah's anklet.
Fidyesini almasının tek yolu bize Savannahın bilekliğini vermesi.
Your mom said you got a new job at the market?- It's an anklet.
Halhal. Annen pazarda yeni bir işin olduğunu söyledi.
Standard procedure is to remove the anklet.
Standart prosedür bilekliği çıkarmaktır.
I don't think that that anklet proves anything.
O halhalın bir şey kanıtladığını düşünmüyorum. O bir suçlu.
If I wake up tomorrow and that anklet is still on?
Yarın uyandığımda o bileklik hâlâ ayağımda olsa ne olur?
Where did you get this anklet from?
Bu halhalı nereden aldın? Bu halhalı nereden aldın?
Somehow, he's manipulating neal's anklet.
Bir şekilde, Nealın bilekliğini kontrol edebiliyor.
This anklet won't go anywhere.
Bu halhal hiç bir yere gitmiyor.
Then why the anklet?
Bileklik niye o zaman?
This Muriel Ches had an anklet that was given to her by somebody named Chris.
Muriel Chessin, Chris adlı biri tarafından verilmiş bir halhalı vardı.
Jones, take off Caffrey's anklet.
Jones, Caffreynin bilekliğini çıkar.
Your anklet.
Senin halhalın.
Yesterday I had given my heart with the anklet.
Dün ben vermiştim halhal ile kalp.
The anklet? Mm-hmm?
Bileklik mi?
Peter took off Neal's anklet.
Peter, Nealın bilekliğini çıkarmış.
That's right, an anklet.
Doğru, halhal.
The anklet is the key.
Kilit nokta, bileklik.
an eggbeater, but not an anklet.
yumurta çırpıcı alırsın. Halhal değil.
We both know you can ditch that anklet any time, if you really wanted to.
Gerçekten istediğinde o bileklikten her an kurtulabileceğini ikimiz de biliyoruz.
Princess, give me your anklet.
Prensesim, halhalını ver bana.
Results: 82, Time: 0.0637

Top dictionary queries

English - Turkish