ANXIETIES in Turkish translation

[æŋ'zaiətiz]
[æŋ'zaiətiz]
kaygılı
anxiety
concern
worrying
anxious
endişeler
worry
concern
anxiety
fear
anxious
apprehension
fraught
nervous
disquieting
anksiyete
anxiety
korkulara
fear
horror
scary
terror
scare
fright
dread
awe
afraid
kaygılarının
anxiety
concern
worrying
anxious
endişelerini
worry
concern
anxiety
fear
anxious
apprehension
fraught
nervous
disquieting
endişeleri
worry
concern
anxiety
fear
anxious
apprehension
fraught
nervous
disquieting
kaygılarını
anxiety
concern
worrying
anxious
kaygıları
anxiety
concern
worrying
anxious
endişelerinin
worry
concern
anxiety
fear
anxious
apprehension
fraught
nervous
disquieting

Examples of using Anxieties in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
He's got all these strange behaviors and anxieties.
Tuhaf davranışları ve anksiyetesi var.
I'm here to take away some of your troubles and anxieties.
Azaltmak için buradayım. Sorunlarınızı ve endişelerinizi.
Very mild. After a few weeks, these anxieties should disappear.
Birkaç hafta sonra, bu kaygıların kaybolacaktır. Çok hafif.
Just address my anxieties with dishwashing liquid.
Yalnız bulaşık deterjanı ile benim endişelerimi seslendirebildik.
We're constantly juggling a lot of feeling and anxieties.
Sürekli birçok duygu ve endişeyle uğraşıyoruz.
Our talks… our silences… my anguishes, anxieties.
Sohbetlerimiz, sessiz kalışlarımız, benim ıstıraplarım, endişelerim.
After a few weeks, these anxieties should disappear.
Birkaç hafta sonra, bu kaygıların kaybolacaktır.
They're the source of all of our neurosis, fears, and anxieties.
Nevrozlarımızın, korkularımızın ve endişelerimizin kaynağı onlar.
Mabbie suffered terrible anxieties.
Mabbie ise korkunç anksiyeteler geçiriyordu.
No more anxieties about starting a new life.
Ilgili bir endişe yok. Artık yeni bir hayata başlamakla.
This one especially. Your anxieties are glowing.
Gerginlikten parlıyorsunuz. Özellikle de sen.
No more anxieties about starting a new life.
Artık yeni bir hayata başlamakla ilgili bir endişe yok.
They're projecting our own personal fears and anxieties… onto the national stage.
Yansıtıyorlar. Kişisel korku ve tasalarımızı ulusal platformda.
At the time when we all met, even though we had low spirits and anxieties, we always still felt excited about something.
Tanıştığımız zamanlar,… neşesiz ve kaygılı olsak da,… bir şeyler için hep heyecanlanırdık.
It had been born directly out of the wartime discoveries by psychoanalysts that millions of Americans who had been drafted suffered hidden anxieties and fears.
Doğrudan psikanalistlerin savaştaki bulgularına dayanıyordu. Askere alınan milyonlarca Amerikalı, gizli anksiyete ve korkudan muzdaripti.
this has troubled the people and caused many frustrations and anxieties.
insanlara sorun verdi ve hüsrana ve korkulara sebep oldu.
A man contains his anxieties like a barrel till he's rendered almost like a hunchback. One more.
Bir adam endişelerini bir varil gibi zapteder ta ki bir kambur olana kadar.
I have managed to put to rest certain anxieties about the godlessness of artificial life by openly sharing my own personal beliefs.
Yapay yaşamın tanrısızlık anlamına geldiğini savunan bazı endişeleri,… kişisel inançlarımı açıkça paylaşarak sona erdirmeyi sağladım.
You must know"the habits of the enemy,""the anxieties and fears," to determine vulnerability.
Düşmanın zayıf noktalarını tesplt edebilmek için,-- Alışkanlıklarını, endişelerini ve korkularını bilmek zorundasınız.
I'm sorry but what should I say… it's quite a crazy book… it's feeding his fantasies and anxieties.
Üzgünüm, ne demem gerekiyor ama… Bu oldukça çılgın bir kitap. Bu onun fantezilerini ve endişelerini besliyor.
Results: 84, Time: 0.0754

Top dictionary queries

English - Turkish