APPLE TREES in Turkish translation

['æpl triːz]
['æpl triːz]
elma ağaçları
elma ağaçlarının
elma ağaçlarına

Examples of using Apple trees in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Tom planted three apple trees in his yard.
Tom bahçesine üç elma ağacı dikti.
Apple trees are self-sterile.
Elma ağaçları kısır olurmuş da ondan.
Tom has three apple trees in his yard.
Tomun bahçesinde üç elma ağacı var.
Stars will meet the Earth in flower, and apple trees will be in flower on Mars.
Yıldızların çiçekleri yeryüzüne ulaşacak, ve elma ağaçları Marsta çiçek açacak.
How many apple trees are there in your orchard?
Meyve bahçende kaç tane elma ağacı var?
Along the trail out front. I planted some apple trees.
Dong Joon ön taraftaki yol boyunca… elma ağaçları diktim.
How many apple trees are there in your orchard?
Meyve bahçenizde kaç tane elma ağacı var?
Want to see the apple trees?
Elma ağaçlarını görmek ister misin?
I planted these crab apple trees when I bought the place.
Bu elma ağaçlarını, araziyi aldığımda dikmiştim.
I would continue to plant my apple trees.
Elma ağaçlarımı dikmeye devam ederim.
Idiots cannot but produce idiocies as apple trees, apples..
Aptallar sadece aptallık üretir'''' tıpkı elma ağacının sadece elma üretmesi gibi.
I just bring the jar to show that we have apple trees nearby.
Yakınımızda elma ağaçları olduğunu göstermek için getirdim o kavanozu da.
orange trees and apple trees grew all over the place, you couldn't sell it.
portakal ağaçları ve elma ağaçları… her yerde yetişseydi, o zaman onları satamazdınız.
In the garden, there are apple trees, plums, cherries,
Bahçede, elma ağaçları, erikler, kirazlar,
when the apple trees are just vibrating with bloom; they're just white clouds above.
New Englandda oldu bu, elma ağacı çiçeklenmişti ve titriyordu. Üzerimde beyaz bulutlar.
orange trees, and apple trees grew all over the place, you couldn't sell it.
portakal ağaçları ve elma ağaçları her tarafta varsa meyvelerini satamazdınız.
The hedgehogs were said to climb apple trees, impaling the apples on their spines, and carrying them off to their burrows. knock down the fruit and roll on it.
Kirpilerin elma ağaçlarına tırmanarak… meyveleri düşürdüklerini ve yuvarlanıp dikenleri elmalara saplayarak… yuvalarına götürdüklerini belirtiyorlar.
lived in when she was a little girl, on a hill covered with daisies and apple trees growing around.
papatyalarla kaplı ve etrafında elma ağaçları olan bir tepede bulunan küçük eve çok benziyor.
which is chock-full of various flowers, plants, herbs, palm, Japanese apple trees and medlar(musmula) trees..
palmiye, Japon elması ağaçları ve muşmula ağaçlarıyla dolu geniş bir bahçeye çıkılıyor.
walk towards the storm, to plant apple trees, whilst the world burns down around them.
Dünyaları yanıp kül olurken, elma ağaçlarını dikmek için yürürler.
Results: 52, Time: 0.0336

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish