ARE DOING NOTHING in Turkish translation

[ɑːr 'duːiŋ 'nʌθiŋ]
[ɑːr 'duːiŋ 'nʌθiŋ]
hiçbir şey yapmayacağınızı
anything to do
birşey yapmıyoruz
to do something
to make something
something done , do it

Examples of using Are doing nothing in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
He is dying and you're doing nothing, Audrey.
O ölüyor ve sen bir şey yapmıyorsun Audrey.
Amara's out there eating the freaking sun, and-- and we're doing nothing.
Amara dışarıda kahrolası güneşi yiyor ve biz bir şey yapmıyoruz.
Nothing. We are doing nothing.
Biz hiçbir şey yapmıyoruz.
And-- and we're doing nothing. Amara's out there eating the freaking sun.
Amara dışarıda kahrolası güneşi yiyor ve biz bir şey yapmıyoruz.
Dad, we're doing nothing wrong.
Baba, biz yanlış bir şey yapmıyoruz.
That bitch is trying to come between us, and you're doing nothing.
Onu bizden uzaklaştırıyor ve sen bir şey yapmıyorsun.
the rest of Europe are doing nothing.
Avrupanın geri kalanı bir şey yapmıyor.
Cora is dying, And you are doing nothing!
Cora ölüyor ama sen hiçbir şey yapmıyorsun!
Liv's blindfolded on her knees in front of the firing squad, and we're doing nothing.
Liv elleri kolları bağlı şekilde dizleri üzerinde idam mangasının önünde duruyor. Ve biz hiçbir şey yapmıyoruz.
No. to tell me that you're doing nothing about that, or… Alright, so, uh, did you just call me.
Peki hiçbir şey yapmayacağınızı… söylemek için mi beni aradınız yoksa… Hayır.
But while we're doing nothing, there's a human werewolf out there, making fun of us.
Biz burada hiçbir şey yapmadan otururken insan halindeki bir kurt adam ortalıkta dolaşıp bizimle alay ediyor olmalı.
It's not like they're doing nothing… they just don't get paid for their work.
Onlar da boş oturmuyor ki… Sadece yaptıkları iş için maaş almıyorlar.
All I know is, my brother's dead, and you're doing nothing about it.
Tek bildiğim kardeşimin öldüğü ve sizin hiç bir şey yapmadığınız. Soruşturma devam ediyor.
And people are getting really hurt in here. And no offense, but the COs are doing nothing.
Kusura bakma ama gardiyanlar bir şey yapmıyor ve insanlar zarar görüyor.
And no offense, but the COs are doing nothing and people are getting really hurt in here.
Kusura bakma ama gardiyanlar bir şey yapmıyor ve insanlar zarar görüyor.
You Gotta Look Busy, Even If You're Doing Nothing, Which Is One Of Your Strengths.
bu arada herhangi bir şey yapmasan da meşgul görünmelisin-ki bu senin iyi yönlerinden biri.
Kosovo Prime Minister Agim Ceku has stressed that the armed groups are doing nothing to help Kosovo gain independence and indeed may be harming the process.
Kosova Başbakanı Agim Ceku, silahlı grupların Kosovanın bağımsızlık kazanması için hiçbir şey yapmadıklarını ve aslında sürece zarar verdiklerini söyledi.
Shaun! and we are doing nothing except hiding behind ethical red tape. George is screaming in agony.
Shaun! George acı içinde bağırıyor… ve bizse etik formalitesinin arkasına saklanmaktan başka bir şey yapmıyoruz.
And we are doing nothing. Shaun! George is screaming in agony!
George acı içinde bağırıyor… ve bizse etik formalitesinin arkasına saklanmaktan başka bir şey yapmıyoruz. Shaun!
And we are doing nothing. Shaun! George is screaming in agony.
Shaun! George acı içinde bağırıyor… ve bizse etik formalitesinin arkasına saklanmaktan başka bir şey yapmıyoruz.
Results: 63, Time: 0.0582

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish