BACK-UP PLAN in Turkish translation

['bæk-ʌp plæn]
['bæk-ʌp plæn]
yedek plana
backup plan
back-up plan
contingency plan
as a fallback
yedek planı
backup plan
back-up plan
contingency plan
as a fallback
yedek planın
backup plan
back-up plan
contingency plan
as a fallback
yedek planım
backup plan
back-up plan
contingency plan
as a fallback
arka planım
background
backdrop
backend

Examples of using Back-up plan in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Look, you need a back-up plan.
Bak, yedek planın olması iyi bir şey.
I will have a back-up plan, if we need it.
Eğer ihtiyacımız olur diye yedek bir planım da var.
We have a back-up plan if we need it.
İhtiyacımız olur diye yedek bir planımız da var.
We have a back-up plan if we need it.
İhtiyacımız olursa bir yedek planımız var.
Of course I have a back-up plan.
Tabii ki yedek bir planım var.
If England lose… I have got a back-up plan.
İngiltere kaybederse bir yedek planım var.
I got a back-up plan.
Benim bir yedek planım var.
I hope you have a back-up plan in case this thing with your bookie falls through.
Bahisçinin bu işe konmaması için umarım yedek bir planın vardır.
It's OK, though, because we have a back-up plan.
Sorun değil gerçi çünkü yedek bir planımız var.
Protect your partner… back-up plan, if we need it.
Ortağını koru… ihtiyacımız olursa, yedekleme planı.
But Mom couldn't make it and Dad's back-up plan was tacos and tequila, so.
Öyleydi ama annem gelemedi babamın yedek planı da taco ve tekila bu yüzden….
This little back-up plan of yours, I know you have been thinking about it for a time.
Şu senin küçük yedek planın. Bunu bir zamandır düşündüğünü biliyorum.
But Mom couldn't make it So, your back-up plan is Liam's Thanksgiving dinner? and Dad's back-up plan was tacos and tequila, so.
Öyleydi ama annem gelemedi… babamın yedek planı da taco ve tekila bu yüzden.
I have got a back-up plan, so… Cool,
Yedek planım var, bu yüzden… Süper o zaman,
So the Director took a risk based on statistical probabilities, went to a back-up plan out of necessity, and… mistakenly created an outlier.
Gerektiği için yedek planı uyguladı ve yanlışlıkla açık bir uç bıraktı. Yönetici de istatistiksel olasılıklara göre bir risk aldı.
Cool, well, we vote the back-up. I have got a back-up plan, so.
Süper o zaman, yedek plana oy veririz. Yedek planım var, bu yüzden.
So the mayor and the sheriff never contemplated a back-up plan, Liz?
Yani belediye başkanı ile şerif hiç yedek bir plan üzerinde çalışmadı, öyle mi Liz?
We don't have a back-up plan, though, dad, and we need to be doing everything we can to save Greta.
Yine de yedek bir planımız yok baba. Ve Gretayı kurtarmak için elimizden geleni yapmalıyız.
at the 11th hour, Look, I won't lie, I'm intrigued by your offer, and I need to know that I'm not just a back-up plan.
yalan söylemeyeceğim… ama yaptığım anlaşmadan 11 saat sonra geri çekilmemi istiyorsunuz… ve sadece bir yedek planı olmadığımı bilmem gerekiyor.
Go with the back-up plan.
Yedek plana geçelim.
Results: 106, Time: 0.048

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish