BALLOONS in Turkish translation

[bə'luːnz]
[bə'luːnz]
balonlar
balloon
bubble
blimp
ball
puffer
balón
b'loon
balon
prom
ball
homecoming
dance
ballroom
balonları
balloon
bubble
blimp
ball
puffer
balón
b'loon
balonu
prom
ball
homecoming
dance
ballroom
balonlara
balloon
bubble
blimp
ball
puffer
balón
b'loon
balonların
balloon
bubble
blimp
ball
puffer
balón
b'loon
balonla
prom
ball
homecoming
dance
ballroom
balona
prom
ball
homecoming
dance
ballroom

Examples of using Balloons in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
We're gonna need beer, balloons… and girls with low self-esteem.
Biraya, balona ve hafif meşrep kızlara ihtiyacımız olacak.
You see how the balloons move?
Balonların nasıl hareket ettiğini gördün mü?
Balloons. Look. It is a party.
Balonlara bak… Bu bir parti.
So basically you just sidestepped the issue and bribed her with a bunch of balloons?
Esasında konuyu kenara itip bir demet balonla rüşvet verdin yani?
She needs balloons and a cake.
Balona ve pastaya ihtiyacı var.
Do you still have the balloons? I got that.
Hala balonların var mı? Anladım.
Guys, quit looking at the balloons.
Millet, bırakın balonlara bakmayı. Onlar balon!
There's a lot of chairs and balloons in my apartment.
Evim sandalye ve balonla dolu.
We need more balloons, more confetti.
Daha çok balona ve konfetiye ihtiyacımız var.
The balloons. The R gas is in the balloons..
R gazı balonların içinde. Balonlar..
Guys, quit looking at the balloons. They're balloons!
Millet, bırakın balonlara bakmayı. Onlar balon!
For vacations, we sailed in balloons on Mars.
Tatillerde Mars üzerinde balonla süzüldük.
Look at the faces of the people as the balloons drop.
Balonların düşüşünü izleyen insanların yüzlerine bak.
It beats balloons and bunting.
Balonlara ve bayraklara çarpıyor.
It's his birthday, of course we need balloons.
Elbette balonlara ihtiyacımız var. Onun doğum günü.
Nice balloons.
Balonların güzelmiş.
Of course, we need balloons.
Elbette balonlara ihtiyacımız var.
And, uh, all the balloons.
Balonların hepsini de alayım.
We went to work for about two hours, filling water balloons.
Balonlara su doldurmak için 2 saat harcadık.
All that happened to you was balloons kept sticking to you.
Sana olan tek şey, balonların sürekli yapışıp durmasıydı.
Results: 1020, Time: 0.0613

Top dictionary queries

English - Turkish