BELGIAN in Turkish translation

['beldʒən]
['beldʒən]
belçika
belgium
belgian
of the belgians
belçikalı
belgium
belgian
of the belgians
belçikanın
belgium
belgian
of the belgians
belçikayı
belgium
belgian
of the belgians

Examples of using Belgian in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
What Belgian? The prisoner was a Belgian..
Ne Belçikalısı? Tutuklu Belçikalıydı..
Should I ask the Belgian to open a few?
Belçikalıdan bir kaç tane açmasını isteyelim?
If only I could find the Belgian, Gibert would give me back my badge?
Eğer o Belçikalıyı bulursam, Gibert bana rozetimi geri verir mi?
So we gave the Belgian the green light
Biz de Belçikalıya yeşil ışık yaktık,
So we gave the Belgian the green light
Bizde Belçikalıya yeşil ışık yaktık,
Should I ask the Belgian to open a few?
Bazılarını açması için Belçikalıya sorayım mı?
Belgian francs were legal tender inside Luxembourg
Lüksemburg frangı yasal olarak Belçikada, Belçika frangı
Belgian refugees arrived-well ás our back.
YAŞASIN BELÇİKA Belçikalı mülteciler kıyılarımıza geldi.
She made her debut in the Belgian"Idool 2003" talent contest.
İlk çıkışını Belçikada düzenlenen'' Idool 2003'' yetenek yarışmasıyla gerçekleştirdi.
The prisoner was a Belgian.
Şu suçlu, Belçikalıydı.
I'm not talking about that, but about the Belgian.
Hayır o değil. Belçikalıdan bahsediyorum.
Boss, that's not the right Belgian.
Patron, yanlış Belçikalıyı yakaladık.
and we get the Belgian from Alcoholics Anonymous!
Alkolikler Derneğinden Belçikalıyı alırız!
From the body language, White Sand's robbing your Belgian blind.
Vücut diline bakılırsa White Sand Belçikalıyı göz göre göre kazıklıyor.
In 1830, the Belgian Revolution against the Kingdom of the Netherlands began.
Da the Hollanda Krallığına karşı Belçikada ayaklanma başladı.
I beat your guy, you tell me where the Belgian is.
Adamını yeneceğim, sen de bana Belçikalının yerini söyleceksin.
I was the little Belgian.
Ben o küçük Belçikalıyım.
Well, this is Belgian ass. The worst.
İşte en kötüsü Belçikalılar.
Yeah, practically hysterical with excitement, the Belgian there.
Evet, işte bu Belçikalıların aşırı duygusal coşkusu.
There's your Belgian.
Al işte Belçikalın!
Results: 1485, Time: 0.0543

Top dictionary queries

English - Turkish