BLINDFOLDED in Turkish translation

['blaindfəʊldid]
['blaindfəʊldid]
gözü kapalı
gözlerini bağladılar
gözüm kapalı
gözlerim bağlı
gözleri kapalı
gözü bağlı
gözlerin bağlı
gözlerim kapalı

Examples of using Blindfolded in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
What? I play blindfolded.
Gözlerim bağlı çalıyorum. Ne?
Blindfolded, yes.
Gözüm kapalı, evet.
Whenever we whip you here, you will be blindfolded.
Seni ne zaman burada kırbaçlasak, gözlerin bağlı olacak.
Driving around like they're not blindfolded.
Gözleri bağlı değilmiş gibi araba kullanıyorlardı.
Didn't Koltanowski use to play blindfolded all the time?
Koltanowski hep gözü kapalı oynamamış mı?
And he was taken there blindfolded.
Oraya da gözü bağlı götürülmüş.
And there isn't a river I can't kayak blindfolded.
Gözlerim kapalı kayamayacağım hiçbir nehir yok.
What? I play blindfolded.
Ne? Gözlerim bağlı çalıyorum.
Yeah, you weren't blindfolded, so that's hard to believe.
Evet, gözleri kapalı olan sen değilsin. yani, buna inanmak zor.
I could take out a pair of tonsils blindfolded.
Gözüm kapalı bademcik alabilirim.
You have done this blindfolded before. Come on.
Haydi. Bunu daha önce gözlerin bağlı yapmıştın.
But Jens wasn't blindfolded.
Ama Jensin gözleri bağlı değildi.
The people you will be kissing are blindfolded!
Öpeceğiniz insanların gözü kapalı olacak!
I play blindfolded. What?
Gözlerim bağlı çalıyorum. Ne?
You knew I was blindfolded.
Gözlerim kapalı olduğunu biliyorsun.
I could take out a pair of tonsils blindfolded, it's not nerves.
Gözüm kapalı bademcik alabilirim, endişeyle alakalı değil.
You know that woman speaks four languages and can play the accordion blindfolded?
O kadının dört dil bildiğini ve gözü bağlı akordeon çalabildiğini biliyor musun?
Dude 1, we told you he's not blindfolded.
Moruk kural bir, sana söylemiştik gözleri kapalı değil.
Here, when we whip you, you will always be blindfolded.
Seni ne zaman burada kırbaçlasak, gözlerin bağlı olacak.
Blindfolded. And my aunt can dismantle a gun and put it back together again.
Halamın bir silahı gözü kapalı dağıtıp toparlayabileceğini biliyor.
Results: 144, Time: 0.0544

Top dictionary queries

English - Turkish