BLOODSTREAM in Turkish translation

kanında
blood
bleeding
damarlardan
vein
vascular
artery
vessel
arterial
IV
coronary
embolism
kan dolaşımındaki
kanda
blood
bleeding

Examples of using Bloodstream in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
We found Goa'uld blood in Shan'auc's bloodstream and on her hands.
Shanaucın kanında ve ellerinde Goauld kanı bulduk.
A highway for a country[is like the] human bloodstream.
Bir ülke için otoyol, insanın damarları gibidir.
Just like mosquitoes they leave small traces of their saliva in the host's bloodstream.
Sivrisinekler gibi, onlar da taşıyıcının kanına salyalarını bırakırlar.
The bloodstream orgasm of the alcoholic or junkie!
Alkoliklerin ya da esrarkeşlerin kanındaki orgazm!
Metal broke down… got into her bloodstream, and it poisoned her.
Metal bozuldu… girdim Onun kan, ve bu onu zehirledi.
Like an atom bomb going off in the bloodstream.
Dolaşım içerisinde infilak eden bir atom bombası gibi.
Administering tree-frog toxin into his bloodstream purges his body,
Ağaç kurbağasının zehirini kana karıştırıp bedenlerini arındırıyorlar,
The drugs pooled in his soft tissues instead of going into his bloodstream.
İlaçlar kan dolaşımına karışmak yerine yumuşak dokusunda birikmiş.
Tetanus bacteria enters the bloodstream, good night, Vienna.
Tetanos bakterisi vücuda girer ve iyi geceler Viyana.
Give us double the concentration in Parmen's bloodstream.
Parmenin kan konsantrasyonunun iki katını ver bize.
I have entered your bloodstream.
Senin kan akışına girdim.
And in Roy's case, the more serum that burns through his bloodstream.
Royun durumunada ise damarlarındaki serum daha çok harcanır.
Yes, bloodstream.
Evet, kandolaşımı.
The poison didn't enter Sam's bloodstream. Listen, Bob Lee.
Dinle Bob Lee… zehir Samin kanına karışmadı.
Listen, Bob Lee, uh… the poison didn't enter Sam's bloodstream.
Dinle Bob Lee… zehir Samin kanına karışmadı.
Toxicology report says there was digitalis in his bloodstream.
Toksikoloji raporu orada digitalis oldu Says Onun kan içinde.
I'm now able to reveal that a substance of an highly alien and toxic nature has been located in Mr. Evans' bloodstream.
Bay Evansın kanında yabancı ve çok zehirli bir madde bulunduğunu artık açıklayabilecek duruma geldim.
Run this liquid, will you, against the standards for the SSRI we found in Elaine's bloodstream.
Bu sıvıyı Elaineinin… kanında bulduğumuz SSGE standartlarla… karşılaştır bakalım.
Once it enters your bloodstream, it will feel like every nerve in your body is firing at once.
Bu senin kan dolaşımına girince, sanki bütün sinirlerin aynı anda yanıyormuş gibi hissettirir.
What was mentioned in the coroner's report is she had a high level of alcohol in her bloodstream, liver damage and pleurisy.
Raporda kadının kanında yüksek oranda alkol, karaciğerinde hasar ve akciğer iltihabı.
Results: 73, Time: 0.0578

Top dictionary queries

English - Turkish