BONDING in Turkish translation

['bɒndiŋ]
['bɒndiŋ]
bağlanma
bond
connection
link
connective
vineyard
ligature
ligament
attachment
ties
bound
kaynaşma
commingling
to mingie
to bond
to socialize
muhabbeti
conversation
talk
chat
chitchat
kefaletçisinden
bail
bond
bağ
bond
connection
link
connective
vineyard
ligature
ligament
attachment
ties
bound
bağı
bond
connection
link
connective
vineyard
ligature
ligament
attachment
ties
bound
bağları
bond
connection
link
connective
vineyard
ligature
ligament
attachment
ties
bound
kaynaşması
commingling
to mingie
to bond
to socialize
kaynaşırken
commingling
to mingie
to bond
to socialize

Examples of using Bonding in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Wheeler women bonding at the apartment-- let's go, Dad!
Wheeler kadın kaynaşması evde-- gidelim, baba!
It's supposed to promote bonding and connection.
Bağ ve bağlantı sağlaması gerekiyordu.
It's her idea of mother-daughter bonding.
Bu onun anne-kız bağı fikri.
Male bonding.
Erkeklik bağları.
This lessens the tension and increases their sense of trust and bonding.
Bu, hem gerginliği azaltır hem de güven ve bağlanma hislerini artırır.
Manly bonding.
Erkek muhabbeti.
Mother-daughter bonding time.
Anne kız kaynaşma zamanı.
But male bonding is a very old-school activity.
Ama erkeklerin kaynaşması, çok eski bir okul… faaliyetidir.
Social bonding, child rearing… Social utility, We love people who have died.
Sosyal yarar, sosyal bağ, çocuğa destek… Ölen insanları seviyoruz.
Mother-son bonding.
Ana-oğul bağı.
And we will do the manly bonding. Stay with me.
Sen benimle kal da erkek muhabbeti yapalım.
But male bonding is a very old-school activity.
Ama erkeklerin kaynaşması, çok eski bir okul.
He wishes to involve Jeremy in a Klingon ceremony called R'uustai, the Bonding.
Jeremyyi Ruustai,'' Bağ'' adlı… bir Klingon merasimine sokmak istiyor.
Grunkle Stan, is this gonna be anything like our last family bonding day?
Stan amca, bu da son aile bağı günü gibi mi olacak?
We still have an hour for Braverman family bonding.
Braverman ailesinin kaynaşması için hâlâ bir saatimiz var demektir.
Here for some father-son bonding.
Burada bazı baba-oğul bağ için.
But I just miss the bonding.
Ama bu bağı özlüyorum.
Little brother bonding.
Kardeş kaynaşması.
But after what happened, a little bonding is a good thing.
Ama olanlardan sonra biraz bağ iyi bir şey.
You know, this could be like a mother-daughter bonding.
Biliyorsun, bu aramızda bir tür anne-kız bağı olabilir.
Results: 262, Time: 0.0855

Top dictionary queries

English - Turkish