BRACELET in Turkish translation

['breislit]
['breislit]
bilezik
bracelet
bangles
jewelery
bileklik
bracelet
wristband
anklet
wrist
bileziği
bracelet
bangles
jewelery
bilekliği
bracelet
wristband
anklet
wrist
kelepçesi
handcuffs
cuffs
clamp
bracelets
shackle
künyesini
tag
dog tags
ID bracelet
bileziğini
bracelet
bangles
jewelery
bileziğin
bracelet
bangles
jewelery
bilekliğini
bracelet
wristband
anklet
wrist
bilekliğin
bracelet
wristband
anklet
wrist
kelepçesini
handcuffs
cuffs
clamp
bracelets
shackle
künyesi
tag
dog tags
ID bracelet
künyeyi
tag
dog tags
ID bracelet
kelepçeyi
handcuffs
cuffs
clamp
bracelets
shackle

Examples of using Bracelet in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
What? They didn't give me her bracelet.
Ne?- Bana künyesini teslim etmediler.
You should have the rope bracelet there, too.
Bilekliğin ipi de orada olmalı.
No, I… You pay, or I take bracelet. Stealing?
Hayır… -Öde yoksa bileziğini alırım. -Çalmak mı?
The other gift, the bracelet you gave the princess, milord.
Diğer hediye, prenses verdiğin bileklik, milord.
Hi. Wait, let me finish the link on this bracelet.
Merhaba.- Merhaba. Bekle, şu bileziğin kancasını bitireyim.
His ankle bracelet beeped the entire dinner.
Yemek boyunca bilek kelepçesi öttü.
Thanks. I found her bracelet in a corridor.
Teşekkür ederim. Koridorda künyesini buldum.
What's this? It's the friendship bracelet I made her.
Nedir bu? Onun için yaptığım dostluk bilekliği.
Monk, I know how much that bracelet means to you.
Monk, bilekliğin senin için ne kadar önemli olduğunu anlıyorum.
Stealing? No, I You pay, or I take bracelet.
Hayır… -Öde yoksa bileziğini alırım. -Çalmak mı?
We will all come visit as soon as Tammy-Sue gets her ankle bracelet off.
Hiç merak etme- Tammy Sue ayak kelepçesini çıkartır çıkartmaz ziyaretine geleceğiz.
It's love. The bracelet is hurting both me and Samjang.
İşte bu, aşk. Bu bileklik hem beni hem Samjangı üzüyor.
Hi.- Hi. Wait, let me finish the link on this bracelet.
Merhaba.- Merhaba. Bekle, şu bileziğin kancasını bitireyim.
Maybe I do need that ankle bracelet.
Belki de bana ayak kelepçesi lazımdı.
Mrs. Darcey had a brand-new Tiffany bracelet and some shopping bags that went missing.
Bayan Darcynin yeni Tiffany künyesi ve bazı alışveriş çantaları ortada yok.
We will see who the bracelet belongs to.
O bilekliğin kime ait olduğunu bulamaya çalışsın.
now you throw away your bracelet.
şimdi bileziğini at.
The girl he was dating had made a beads bracelet, and had given him one.
Ve birini ona vermişti. Çıktığı kız boncuktan bileklik yapmıştı.
You have your little bracelet to protect you from those demons.
Seni o iblislerden koruyan küçük bileziğin var.
Where would you get this bracelet?
Bu künyeyi nereden buldunuz?
Results: 1955, Time: 0.067

Top dictionary queries

English - Turkish