BILEZIK in English translation

bracelet
bilezik
bileklik
kelepçesi
künyesini
bangles
bilezik
halkayı
jewelery
mücevher
bilezik
takı
bracelets
bilezik
bileklik
kelepçesi
künyesini
bangle
bilezik
halkayı

Examples of using Bilezik in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Bilezik için çok üzgünüm Bayan Solis.
I'm really sorry about the bracelet, Mrs. Solis.
Bilezik benim.
The bracelet's mine.
Ona bilezik almak için 10.000$ mı harcadın?
You spent $10,000 on a bracelet for her?
Bu odadaki, bilezik saklayacak kadar büyük olan her şeyi yırttım.
I have ripped through everything in this room big enough to hide a bracelet.
Bilezik yoksa, ortada para olması gerekir.
No bracelet means there should be money.
Tommy size bilezik falan vermedi, değil mi?
Tommy didn't give you a bracelet, did he?
Bilezik için merak etmeyin.
You don't have to worry about the bracelet.
Bilezik olarak daha iyi.
Better as a bracelet.
Sana bilezik aldım.
Got some jewelry for you.
Saat, bilezik ya da yüzük.
No watch, no bracelet, no ring.
Bilezik açıldığına göre Akrep Kral uyanıncaya kadar 7 günümüz var.
Now that the bracelet's on… we have 7 days before the Scorpion King awakens.
Bilezik Alexin kolunda mı?
Alex is wearing the bracelet?
Bilezik olmadan, Watson size hiçbir şey yapamaz.
Without the bracelet, Watson's got nothing on you.
Bilezik utancı.
Shame about the bracelet.
Bilezik, broş, boncuk,
No bracelets, brooches, beads,
Bilezik konusunda sessiz kalmamı istiyordu.
He wanted me to keep quiet about that bracelet.
Dedektifin bilezik konusunda yalan söylemediğinden nasıl eminsin?
How do you know the detective wasn't lying about the bracelet?
Bilezik o.
It's a bracelet.
Ya bilezik efendim?
And about the bracelet, sir?
İçinde bilezik var.
It's a bracelet.
Results: 728, Time: 0.0384

Top dictionary queries

Turkish - English