BURYING in Turkish translation

['beriiŋ]
['beriiŋ]
gömmek
bury
burial
gömüyor
burying
gömerken
burying
gömmeye
bury
burial
gömmekle
bury
burial
gömmeden
bury
burial
toprağa
earth
soil
land
dirt
dust
ground
territorial
territory
clay

Examples of using Burying in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I would be outside, burying you in the woods.
Dışarıda seni ormana gömüyor olurdum.
Did I make a mistake by burying him?
Onu gömmekle hata mı yaptım?
Burying someone already, eh?
Gömmeye zahmet etmemişler, ha?
Did you stop to think before burying a body in my garden?
Sen bahçeme bir ceset gömmeden önce durup düşündün mü?
I have a witness who saw you at the crime scene, burying Karen.
Seni olay yerinde gören bir tanığım var, Kareni gömerken.
Where's Hache? Burying her daughter's father.
Hache nerede? Kızının babasını gömüyor.
Proud of burying his heritage.
Mirasını gömmekle gurur duyuyordu.
Kabul is close to being devoured and burying all the people at once.
Kabil bütün insanları yutup gömmeye çok yakın.
Before burying its fado At the foot of Corcovado.
Corcovadonun ayaklarının dibine Fadoyu gömmeden önce Fado.
Maybe this man died burying the treasure.
Belki bu adam hazineyi gömerken öldü.
Little ten-year-old lass burying her all on her own, that's what's wrong.
Küçük on yaşındaki kız çocuğu onu gömüyor.
Somebody's more interested in burying this than going after you.
Birisi bunu gömmekle daha fazla ilgileniyor, senin peşinden gitmektense.
You don't make as much money as I have… without burying a few bodies.
Benim kazandığım kadar çok parayı birkaç kişiyi gömmeden elde edemezsin.
Finish burying the rest of them. Until all that's left is me.
Yalnızca kendim kalana dek hepsini gömmeye devam edeyim.
Maybe they're right. Maybe this man died burying the treasure.
Haklı olabilirler. Belki adam hazineyi gömerken ölmüştür.
I bet he's… burying a body.
Bahse girerim o… bir cesedi gömüyor.
Than going after you. Well, somebody's more interested in burying this.
Birisi bunu gömmekle daha fazla ilgileniyor, senin peşinden gitmektense.
Burying death.
Ölülerini gömmeye.
Clara has found Agnes burying her diaries in the garden.
Clara, Agnesi günlüklerini bahçeye gömerken bulmuş.
All those circuses back east burying an empty box.
Doğudaki bütün şaklabanlar boş bir kutuyu gömüyor.
Results: 421, Time: 0.0602

Top dictionary queries

English - Turkish