BUSH in Turkish translation

[bʊʃ]
[bʊʃ]
çalılık
bush
shrub
bushy
tumbleweed
br'er
dot-org
topiary
sagebrush
çalı
play
steal
knock
ring
rob
çalıyı
bush
shrub
bushy
tumbleweed
br'er
dot-org
topiary
sagebrush
çalısı
bush
shrub
bushy
tumbleweed
br'er
dot-org
topiary
sagebrush
çalıları
bush
shrub
bushy
tumbleweed
br'er
dot-org
topiary
sagebrush
çalının
play
steal
knock
ring
rob
çalıyla
play
steal
knock
ring
rob

Examples of using Bush in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
And drag this bush behind you?
Oraya git ve bu çalıları arkasına sürükle, anladın mı?
He's a liability. He would find Moses and the burning bush.
Musa ve yanan çalıyı bile bulabilir. O bir sorumluluk.
I don't want a Hanukkah bush this year.
Bu sene Hannuka çalısı istemiyorum.
Bush. Tree. A man. Clouds. House. House.
Bulutlar. Ağaç. Ev. Çalılık. Ev. Adam.
Don't beat around the bush.
Çalının etrafında dolaşma.
A miracle! In the night, the autumn bush is covered with fresh roses!
Geceleyin, kış çalıları taze güllerle bezenir! Bir mucize!
Who told you you could mess with that bush?
Bu çalıyla oynayabileceğini kim söyledi?
And both of these, the yucca and the Creosote bush.
İkisi de, yukka ve Creosote çalısı.
House. House. Clouds. Tree. Bush. A man.
Bulutlar. Ağaç. Ev. Çalılık. Ev. Adam.
What's that bush doing here?
Bu çalının burada ne işi var?
Search every bush and tree! Get him!
Tüm çalıları ve ağaçları arayın! Yakalayın!
That beginner's bush.
O acemi çalısı.
A man. House. House. Tree. Clouds. Bush.
Bulutlar. Ağaç. Ev. Çalılık. Ev. Adam.
Just go behind that bush, quick.
Şu çalının arkasına geç, çabuk ol.
Search every bush and tree! Get him!
Yakalayın! Tüm çalıları ve ağaçları arayın!
There's not a strawberry tree or a carrot bush.
Bir çilek ağacı ya da havuç çalısı yok.
Tree. House. A man. Clouds. House. Bush.
Bulutlar. Ağaç. Ev. Çalılık. Ev. Adam.
In the police report, it said that the bush it talked to you.
Polis raporunda çalının sizinle konuştuğunu söylemişsiniz.
Get him! Search every bush and tree!
Tüm çalıları ve ağaçları arayın! Yakalayın!
Bloody tree! Hanukkah bush.
Nasıl bir ağaç bu ya! Hanukah çalısı.
Results: 2906, Time: 0.0492

Top dictionary queries

English - Turkish