CAPILLARY in Turkish translation

[kə'piləri]
[kə'piləri]
kılcal
capillary
hairline
kapiler
capillary
cap
kapiller
capillary

Examples of using Capillary in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
the white blood cells-- but also the capillary walls are becoming more porous.
burda bir sürü sıvı var, beyaz kan hücreleri de ancak kılcalların duvarları da daha fazla gözenekli olmaya başlıyor.
of blood vessel abnormalities, such as capillary basement membrane thickening
hipoksiye katkıda bulunan kılcal damar bazal membran kalınlaşması
An increasingly popular method for measuring blood glucose is to sample capillary or finger-prick blood, which is less invasive, more convenient for the patient and requires minimal training to conduct.
Kan glukozunu ölçmek için gittikçe yaygınlaşan bir yöntem, daha az invaziv olan, hasta için daha elverişli olan ve gerçekleştirmek için minimum eğitim gerektiren kılcal damardan alınan veya parmak ucundan alına kanı örneklemektir.
Given the increasing popularity of capillary testing, the WHO has recommended that a conversion factor between the two sample types be calculated,
Kılcal kan damarınlarından alınan kanlarda yapılan testlerin artan popülaritesi göz önünde bulundurulduğunda,
In the lab, we micro-pattern channels in the biomaterials on which we grow the cells, and this allows us to flow the cell culture media, the cells' food, through the scaffolds where we're growing the cells-- a lot like what you might expect from a capillary bed in the heart.
Biz kendi laboratuvarımızda, üzerinde hücreleri büyüttüğümüz biyomalzemelerin içine mikro-kanallar açıyoruz. Bu kanallar, aynı kalpteki kılcal yataklarda olduğu gibi hücre besinlerini içeren kültür sıvısının üzerinde hücreleri büyüttüğümüz taşıyıcı içine nüfuz etmesine olanak sağlamaktadırlar.
in slender glass pipes, in which Hooke reported that the height water rose was related to the bore of the pipe due to what is now termed capillary action.
bir kısa yol müzakeresi yaptı, Hooke bunun borunun iç çapıyla alakalı olduğunu rapor etti kılcal aksiyon olarak adlandırılan şey yüzünden.
water from the roots to the top of the tree?", a big part of that is capillary action, which is down to the polar nature of water.
bunun büyük bir kısmı suyun polar doğasına bağlı kılcal hareket sayesinde gerçekleşir.
These capillaries feed into bigger veins leading eventually to Damian's heart.
Bu kılcal damarlar sonunda Damianın kalbine ulaşan büyük damarları besler.
So these capillaries-- in the capillaries we get oxygen.
Kılcal oksijen olsun bu kılcal damarların Yani.
Both types of bone marrow contain numerous blood vessels and capillaries.
Her iki tipteki ilik de sayısız kılcal kan damarı içermektedir.
My capillaries burst.
Kılcal damarlarım çatladı.
UV rays made the patient's capillaries more fragile.
UV ışınlar hastanın damarlarını daha hassas hale getirdi.
I could see it was broken capillaries, but from what?
Kılcal damarlarındaki çatlakları görebiliyorum ama nedeni ne?
UV rays made the patient's capillaries more fragile, hastening the onset of DIC.
UV ışınlar hastanın damarlarını daha hassas hale getirdi.
Capillaries can burst.
KıIcallar patlamış olabilir.
Capillaries are leaking blood.
Kapiller damarlar kan sızdırıyor.
Capillaries inside the deltoid muscle are hemorrhagic.
Omuz kasındaki kılcal damarlarda kanama baş göstermiş.
I got two capillaries here.
Burada iki tırtıl var.
Schroeder. I got two capillaries here.
Schroeder. Burada iki tırtıl var.
External symptoms- pronounced swelling of all surface veins and capillaries, jaundice-like yellowing of his eyes.
Dış bulgular, yüzeyde kılcal ve atar damarlarda şişkinlik, göz bebeklerinde sarılığa benzer renk değişimi.
Results: 55, Time: 0.1104

Top dictionary queries

English - Turkish