CAVITIES in Turkish translation

['kævitiz]
['kævitiz]
çürük
rotten
bruise
bad
decay
contusion
rickety
flimsy
rotting
cavities
putrid
boşlukları
space
void
emptiness
gap
hole
empty
blank
vacuum
loophole
opening
deliklerinde
hole
puncture
vent
pierced
wormhole
oyuklar
hollow
burrowing
hole
the groove in
pit
niche
creosote
çürüğü
rotten
bruise
bad
decay
contusion
rickety
flimsy
rotting
cavities
putrid
boşluklar
space
void
emptiness
gap
hole
empty
blank
vacuum
loophole
opening
çürüklerim
rotten
bruise
bad
decay
contusion
rickety
flimsy
rotting
cavities
putrid
çürükleri
rotten
bruise
bad
decay
contusion
rickety
flimsy
rotting
cavities
putrid
boşluklarını
space
void
emptiness
gap
hole
empty
blank
vacuum
loophole
opening

Examples of using Cavities in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
My teeth have enough cavities.
Yeterince çürük dişim var.
You get your cavities filled without Novocaine too?
Boşluklarını Novocaine de mi almadan dolduruyorsun?
Mark?- Jen.- Did Rachel have any cavities?
Mark?- Jen.- Rachelın çürüğü var mıymış?
Because all it does is prevent cavities! Sorry!
Pardon. Çünkü tek yaptığı çürükleri önlemek!
Four cavities.
Dört çürük.
He had two cavities that needed filling.
Dolgu yapılması gereken iki tane çürüğü vardı.
Only two cavities.
Sadece iki çürük.
What we call cavities on a stick. Lollipops.
Lolipoplar. Onlara'' çubuklu çürük demek lazım esas.
Two big cavities.
İki büyük çürük.
Lollipops. Ought to be called cavities on a stick.
Lolipoplar. Onlara'' çubuklu çürük demek lazım esas.
Worldwide, approximately 2.43 billion people got cavities.
Dünyada 2,43 milyar insanda çürük var.
Ought to be called cavities on a stick. Lollipops.
Lolipoplar. Onlara'' çubuklu çürük demek lazım esas.
You mean the stuff that tastes like ass and doesn't fight cavities?
Bok gibi tadı olan ve çürüklerle savaşamayan o şeyden mi?
You have any cavities?
Çürüğün var mıymış?
Her mouth is full of cavities.
Ağzı boşlukların dolu.
Plaque, cavities, fake-looking veneers.
Diş taşları, çürükler, sahte kaplamalar.
To expose the tissues. Open the abdomen and thoracic cavities.
Karın boşluğunu… ve göğüs boşluğunu açıyorum. Dokuyu açığa çıkarmak için.
Open the abdomen and thoracic cavities… to expose the… tissues.
Karın boşluğunu… ve göğüs boşluğunu açıyorum. Dokuyu açığa çıkarmak için.
Nobody's home. All the cavities have been filled.
Tüm delikler dolduruldu. Kimse yok.
Those creatures blew their interstellar filth into my cavities, and it's hibernating there.
O yaratıklar galaksi pisliğini oyuklarıma üflediler, orada yaşıyor.
Results: 100, Time: 0.1447

Top dictionary queries

English - Turkish