CLAWS in Turkish translation

[klɔːz]
[klɔːz]
pençeleri
claw
talon
paw
kıskaçlarını
clamp
claw
pincer
forceps
tırnakları
nail
fingernail
quote
toenail
toe
quotation
cuticle
claw
hoof
kıskaçlar
pençelerini
claw
talon
paw
pençe
claw
talon
paw
pençesi
claw
talon
paw
kıskacı
clamp
claw
pincer
forceps
kıskaçları
clamp
claw
pincer
forceps
tırnaklarını
nail
fingernail
quote
toenail
toe
quotation
cuticle
claw
hoof
kıskaçlı
clamp
claw
pincer
forceps

Examples of using Claws in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
And go back to my room. I'm gonna go get a couple of bear claws.
Birkaç ayı pençesi kurabiyesi alıp odama geri döneceğim.
Maine lobster claws.
Istakoz kıskacı.
Right! Grow claws, bleeding warts.
Tamam! kanayan siğiller. Uzayan tırnaklar.
If they're big, use one for two and use the claws.
Büyüklerse, iki yerine bir kullan, kıskaçlarını da kullan.
This kitten's got claws.
Bu kedi yavrusunun tırnakları var.
Dromas wipe their claws in their own feces.
Dromalar tırnaklarını kendi pislikleriyle siliyorlars.
If anything, the lobster claws made her more determined.
Hatta ıstakoz kıskaçları onu daha kararlı yaptı.
I'm gonna go get a couple of bear claws and go back to my room.
Birkaç ayı pençesi kurabiyesi alıp odama geri döneceğim.
No, wait… the crab claws.
Hayır, bir dakika yengeç kıskacı.
open to anybody. Claws in.
Yeter, tırnaklar içeri.
But kitty's got claws.
Ama kediciğimizin tırnakları var.
See the claws?
Kıskaçları görüyor musun?
He used to jump on me like a wild bird… and dig His claws into my head.
Tırnaklarını geçirirdi kafama. Yırtıcı bir kuş gibi saldırırdı bana.
Yours. Your wounds were likely inflicted by some sort of animal claws.
Yaralarınız, bir tür hayvan pençesi tarafından oluşturulmuş.- Seninkini.
We will clobber those crabs with their clammy claws.
Şu nemli kıskaçlı yengeçleri pataklayacağız.
It's full of half-eaten… Crab claws.
Yarısı yenmiş… Yengeç kıskacı dolu.
Claws in. All right, class.
Pekâlâ, herkese soruyorum. Yeter, tırnaklar içeri.
Prison-size orange juice. Bear claws, crullers, Why?
Neden?- Ayı pençesi şeklinde çörekler, hamur işleri,… hapishane boyu portakal suyu?
He used to jump on me like a wild bird and dig his claws into my head.
Yırtıcı bir kuş gibi saldırırdı bana, tırnaklarını geçirirdi kafama.
werewolf claws, and warlock marks.
kurtadamdan pençe, büyücüden iz toplarlardı.
Results: 1008, Time: 0.0693

Top dictionary queries

English - Turkish