CRIPPLE in Turkish translation

['kripl]
['kripl]
sakat
lame
bad
invalid
gimpy
wonky
hurt
injury
crippled
handicapped
disabled
kötürüm
cripple
paralyzed
topal
lame
cripple
limp
gimp
gimpy
hobbled
felçli
paralysis
stroke
paralyzed
paralysed
crippling
seizures
a quadriplegic
paralytic
palsy
a paraplegic
sakatlaman
to injure
crippling
maimed
sakatı
lame
bad
invalid
gimpy
wonky
hurt
injury
crippled
handicapped
disabled
sakata
lame
bad
invalid
gimpy
wonky
hurt
injury
crippled
handicapped
disabled
sakatın
lame
bad
invalid
gimpy
wonky
hurt
injury
crippled
handicapped
disabled
kötürümü
cripple
paralyzed
kötürümler
cripple
paralyzed
felç
paralysis
stroke
paralyzed
paralysed
crippling
seizures
a quadriplegic
paralytic
palsy
a paraplegic
kötürümle
cripple
paralyzed
topalı
lame
cripple
limp
gimp
gimpy
hobbled

Examples of using Cripple in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
What cripple?
Ne sakatı?
Thank you, sir. Help a cripple.
Teşekkürler. Sakata yardım edin.
And kids will laugh at me, calling me a cripple.
Çocuklar benimle topal diye alay edecekler.
Don't do it, Luke. It's gonna cripple your brain.
Yapma, Luke. Beynini sakat bırakacak.
I will shed your blood, cripple.
kanını akıtırım kötürüm.
We have orders to take the cripple.
Kötürümü götürme emri aldık.
Do you think anyone is going to hire a cripple like you?
Senin gibi bir sakatı işe alacaklarını mı düşünüyorsun?
The cripple also has fear of heights!
Sakatın bir de yükseklik korkusu varmış!
Help a cripple. Thank you.
Sakata yardım edin. Teşekkürler.
I hated being a cripple.
Topal olmaktan nefret ediyordum.
It's gonna cripple your brain. Don't do it, Luke.
Yapma, Luke. Beynini sakat bırakacak.
If you're lucky, you will end up a cripple like him.
Eğer şanslı biriysen, hayatına onun gibi kötürüm olarak devam edersin.
Only old"mens" and cripple, so I making Web page.
Sadece yaşlı ve kötürümler, bu yüzden Web sitesi yapmak.
You saw him cure that cripple?
Kötürümü iyileştirdiğini gördün mü?
It's a shame, fIogging that cripple.
Bu sakatı dövmek, ayıptır.
I would hate to put my money on a cripple.
Paramı bir Sakata yatırmaktan nefret ederim.
I want you to keep an eye on that cripple all the time.
O sakatın üzerinde olsun. Gözün her zaman.
Don't mention it. Cripple, you are my brother.
Önemli değil! Sen, topal, benim dost canlısı kardeşimsin.
Commissioner, I have seen the cripple before.
Komiserim, bu kötürümü daha önce de görmüştüm.
Do you love that cripple?
O sakatı seviyor musun?
Results: 553, Time: 0.0604

Top dictionary queries

English - Turkish