CRIPPLES in Turkish translation

['kriplz]
['kriplz]
sakatlar
lame
bad
invalid
gimpy
wonky
hurt
injury
crippled
handicapped
disabled
kötürüm
cripple
paralyzed
topal
lame
cripple
limp
gimp
gimpy
hobbled
sakatları
lame
bad
invalid
gimpy
wonky
hurt
injury
crippled
handicapped
disabled
sakat
lame
bad
invalid
gimpy
wonky
hurt
injury
crippled
handicapped
disabled
sakatların
lame
bad
invalid
gimpy
wonky
hurt
injury
crippled
handicapped
disabled
kötürümler
cripple
paralyzed
felç ettiğinde
to paralyze

Examples of using Cripples in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Cripples, children.
Sakatlar, çocuklar.
He drives old people and cripples.
Yaşlıları ve sakatları arabayla götürüyor.
Who says cripples can't win?
Kim demiş sakat kazanamaz diye?
They're lame, real cripples.
Onlar uyuşuk kötürümler.
They run after everything, even cripples.
Her şeyin peşinden koşuyorlar, sakatların bile.
Old cripples ain't wanted.
Yaşlı sakatlar istenmiyor.
Cripples, crazies.
Sakat, deli.
Once misfits, cripples.
Zamanın dışlanmışları, sakatları.
Or widows, impotent men, ugly old men, cripples.
Dullar, iktidarsız erkekler çirkin yaşlı adamlar, kötürümler.
no bullets for Gypsies fools and cripples.
zihinsel engelliler ve sakatlar için de kurşun.
Oh God, all these cripples.
Tanrım, bunların hepsi sakat.
They will get people to the polls-- the cripples and the shut-ins.
İnsanları sandıklara onlar getirecek. Sakatları ve yaşlıları.
All cripples.
Bütün kötürümler.
Thieves, whores, cripples… They're all here.
Hırsızlar, fahişeler, sakatlar… Hepsi buradadır.
That's a lot of cripples for one day's action.
Bir günlük çarpışma için çok fazla sakat var.
Once misfits, cripples.
Zamanın dışlanmışları, sakatları.
Goran likes cripples. My back.
Sırtım. Goran sakatlar sever.
When you do someone in… you give a few blows and make'em cripples.
Birisine bunu yaptığında birkaç yumruktan sonra onları sakat bırakırsın.
My back. Goran likes cripples.
Sırtım. Goran sakatlar sever.
In this country any more. But we don't have any cripples.
Ama artık bu ülkede…'' sakat'' yok.
Results: 109, Time: 0.0494

Top dictionary queries

English - Turkish