DEAFNESS in Turkish translation

['defnəs]
['defnəs]
ağırlık
weight
of gravity
heaviness
heavy
deafness
ballast
counterweight
heft
with the paperweight
sağırlık
deaf
deafened
dumb
ağırlıklar
weight
of gravity
heaviness
heavy
deafness
ballast
counterweight
heft
with the paperweight
sağırlığı
deaf
deafened
dumb

Examples of using Deafness in English and their translations into Turkish

{-}
  • Ecclesiastic category close
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
as if there were deafness in his ear.
sanki kulaklarında bir ağırlık vardır.
Among them are some who listen to you, but We have placed veils over their hearts and deafness in their ears which prevent them from understanding what you say.
Onlardan seni dinleyenler vardır; oysa Biz, onu kavrayıp anlamalarına( bir engel olarak) kalpleri üzerine kat kat örtüler ve kulaklarında bir ağırlık kıldık.
and in their ears a deafness.
kulaklarına da ağırlık verdik.
and in their ears a deafness.
kulaklarına da ağırlık koyarız.
and in their ears, deafness.
kulaklarına da bir ağırlık koymuşuzdur.
and in their ears, deafness.
kulaklarının içine de ağırlık koymuşuz.
Truly, We have set veils over their hearts lest they should understand this(the Quran), and in their ears, deafness.
Biz gerçekten, kalpleri üzerine onu kavrayıp anlamalarını engelleyen bir perde( gerdik), kulaklarına bir ağırlık koyduk.
skin pigmentary melanin abnormalities, deafness, arthritis, and diabetes mellitus.
deri pigmenti melanin bozuklukları, sağırlık, atrit ve diyabetes mellitus gibi.
When Our Signs are rehearsed to such a one, he turns away in arrogance, as if he heard them not, as if there were deafness in both his ears: announce to him a grievous Penalty.
Ayetlerimiz sapık kimseye okunduğu zaman sanki kulaklarında ağırlık var da işitmiyormuş gibi büyüklenerek sırt çevirir. İşte ona can yakıcı azabı müjde et.
great insight into our diseases of the senses, such as blindness and deafness.
körlük ve sağırlık gibi duyu hastalıklarımız için önemli bilgiler öğrenebiliriz.
he did not hear them- as if there is deafness in his ears; so give him the glad tidings of a painful punishment!
sanki onları işiten kendisi değilmiş gibi, sanki kulaklarında ağırlıklar varmış gibi, son derece kibirli olarak sırtını dönüp uzaklaşır. Onlara gayet acı bir azap verileceğini müjdele!
as if there were deafness in his ear. So announce to him a painful torment.
sanki iki kulağında da ağırlık var; artık müjdele onu elemli bir azapla.
he turns away in arrogance, as if he heard them not, as if there were deafness in both his ears: announce to him a grievous Penalty!
sanki kulaklarında ağırlıklar varmış gibi, son derece kibirli olarak sırtını dönüp uzaklaşır. Onlara gayet acı bir azap verileceğini müjdele!
as though he had not heard them, or as though there was a deafness in his ears. So announce to him the tidings of a grievous chastisement.
sanki duymaz onu, sanki iki kulağında da ağırlık var; artık müjdele onu elemli bir azapla.
are recited to such a one, he turns away in pride, as if he heard them not, as if there were deafness in his ear.
sanki kulaklarında ağırlıklar varmış gibi, son derece kibirli olarak sırtını dönüp uzaklaşır.
Verily We have set veils over their hearts lest they should understand this, and over their ears, deafness, if thou callest them to guidance,
Biz onların kalbleri üzerine, onu anlamalarına engel olan örtüler, kulaklarının içine de ağırlık koymuşuz. Onları doğru yola çağırsan
Verily We have set veils over their hearts lest they should understand this, and over their ears, deafness, if thou callest them to guidance, even then will they never accept guidance.
Kalplerine, onu( Kuranı) anlamalarına engel olacak bir örtü, kulaklarına da bir ağırlık koymuşuzdur. Onları hidayete ne kadar çağırırsan çağır, onlar asla doğruyu bulamaz.
as if there were deafness in both his ears: announce to him a grievous Penalty.
sanki kulaklarında bir ağırlık varmış gibi büyüklük taslayarak yüz çevirir. İşte onu, acı verecek bir azab ile müjdele.
Deafness run in your family?
Sağırlık aileden mi geliyor?
Do you have a deafness problem?
Sende sağırlık sorunu mu… var?
Results: 310, Time: 0.0375

Top dictionary queries

English - Turkish